Takvimler 23 Ekim 2011'i gösterdiğinde, Van ve Erciş 7.2 büyüklüğündeki yıkıcı depremle sarsıldı. Ardından gelen artçı şoklar ve 9 Kasım'daki 5.6'lık ikinci deprem, binlerce evin yıkılmasına, yüzlerce canın yitip gitmesine neden oldu. Yıllar geçti, şehirde kentsel dönüşüm projeleri hayata geçirildi, yeni binalar yükseldi. Ancak fiziksel yapıların yenilenmesi, toplumun derinlerine işlemiş deprem travmasını silemedi. Van'da hala birçok insan, yeni binalara bile temkinli yaklaşırken, kentsel dönüşümün mağdurları ise yarım kalmış projelerin gölgesinde korku dolu bir bekleyiş içinde.
"Betonlar Yükseliyor Ama İçimizdeki Korku Gitmiyor"
2011 depreminde evi ağır hasar gören ve yeni yapılan konutlara taşınan 58 yaşındaki Ayşe Demir, her küçük sarsıntıda aynı korkuyu yaşadığını anlatıyor. "Yeni evimiz sağlam diyorlar ama insanın içine bir kere o korku girdi mi çıkmıyor. Her gürültüde, her sallanmada aynı anlar gözümün önüne geliyor. Betonlar yenilendi ama içimizdeki korku gitmiyor," diyor. Bu durum, Van'daki birçok vatandaşın ortak hissi. Şehrin her köşesinde yükselen yeni ve modern binalar, bir yandan güven verse de, geçmişin acı deneyimiyle yüzleşmek kolay değil.
Kentsel Dönüşümün Gölgesinde Yarım Kalmış Hayatlar
Kentsel dönüşüm projeleri, bir yandan riskli yapı stoğunu azaltmayı hedeflerken, diğer yandan bürokratik engeller, müteahhit anlaşmazlıkları veya finansman sorunları nedeniyle yarım kalan projelerle birçok aileyi mağdur etti. Özellikle Erciş gibi depremin merkez üssüne yakın ilçelerde, yıkılan binaların yerine yenilerinin yapımının gecikmesi, uzun süreli belirsizlik ve maddi sıkıntılara yol açtı.
Evleri yıkılan ancak yıllardır yeni konutlarına kavuşamayan ailelerden biri olan Kılıç ailesi, Erciş'teki yarım kalmış bir inşaatın önünde yaşadıkları çaresizliği dile getiriyor. 60 yaşındaki baba Hüseyin Kılıç, "Depremden sonra çadırlarda, konteynerlerde yaşadık. Sonra 'evleriniz yapılacak' dediler. Yıllar oldu, hâlâ iskeleti duruyor. Kiracılık canımıza yetti. Bu yarım kalan binalara bakıp her gün yeniden yıkılıyoruz," diye feryat ediyor. Kentsel dönüşümün getirdiği umut, onlar için acı bir bekleyişe dönüşmüş durumda.

"Deprem Çantası Hazır mı?" - Sokağın Sesi ve Bilinç Düzeyi
Van sokaklarında rastgele yapılan bir "deprem anketi", şehrin deprem bilincinin ne durumda olduğunu ortaya koydu. Kentte yaşayan 50 kişiye "deprem çantanız hazır mı?", "evinizin toplanma alanını biliyor musunuz?" gibi sorular yöneltildi. Sonuçlar düşündürücü:
-
%60'ı: Deprem çantalarının tam olarak hazır olmadığını veya eksik olduğunu belirtti.
-
%45'i: Evlerine en yakın toplanma alanını bilmediğini veya emin olmadığını ifade etti.
-
%70'i: Küçük sarsıntılarda bile ciddi bir korku ve panik yaşadığını itiraf etti.
Bu anket, fiziksel yapıların yenilenmesinin yanı sıra, toplumda deprem bilincinin ve psikolojik desteğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Hasarlı Binalarda Hayata Devam Etme Zorunluluğu
2011 depreminden sonra "orta hasarlı" raporu verilen veya güçlendirme yapılması gereken ancak çeşitli nedenlerle hala bu işlemin gerçekleştirilemediği binalarda yaşayan binlerce insan var. Bu aileler, her an yeni bir sarsıntı endişesiyle yaşamlarını sürdürüyor. Çocuklarının psikolojisi, ebeveynlerinin endişesi ve güvensiz bir yapıda yaşamanın getirdiği stres, Van'ın gizli yaralarından biri.
Van, depremle yaşamayı öğrenen bir şehir. Ancak bu öğrenme süreci, sadece güçlü binalar inşa etmekle sınırlı kalmamalı. Toplumun psikolojik iyileşmesi, afet bilincinin artırılması ve kentsel dönüşüm mağduriyetlerinin giderilmesi, Van'ın gelecekteki depremlere sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal olarak da hazırlanması için hayati önem taşıyor.




