GAZZE'YE GİDEN UMUT GEMİLERİ

Abone Ol

Dünyanın bir köşesinde, yıllardır süren ağır bir imtihan yaşanıyor. Gazze halkı, günlük hayatında suya, ekmeğe, ilaca ulaşmakta zorluk çekiyor. anneler ilaç bulamadıkları için evlatlarının gözyaşını dindirmenin çaresizliğiyle baş başa kalıyor. İşte böyle bir zamanda vicdan sahibi insanlar, deniz yoluyla umut taşımak için yola çıkıyor. Gazze’ye doğru giden gemiler, aslında bir parça gıda, ilaç ve yardım götürmekten öte; insanlığın hâlâ yaşadığını haykırıyor.

Her bir yardım gemisi, dünyanın dört bir yanından gelen insanların ortak kalbinin atışı gibidir. Onlar, farklı diller konuşsalar da aynı duayı mırıldanır: “Mazlumun yüzü gülsün.” Bu gemiler, sadece yiyecek ve ilaç taşımıyor; aynı zamanda vicdanı, kardeşliği, insanlığın ölmediğini taşıyor.

Gazze’de yaşanan zorluklar, yalnızca oradaki halkı değil, aslında hepimizi sınayan bir tablo. Çünkü gerçek merhamet, yakınımızda olana değil, elimizin ulaşamayacağını düşündüğümüz yere bile kalbimizi uzatabilmektir. İnsanlığın imtihanı, işte tam da burada gizlidir: Uzaktaki bir çocuğun gözyaşını yüreğimizde hissedebiliyor muyuz?

Şimdi kendimize şu soruyu sormak gerekir: Eğer bugün Peygamber Efendimiz (s.a.v.) aramızda olsaydı, bu zulme karşı sessiz kalan kalplere ne söylerdi? Kuşkusuz bize, mazlumun yanında saf tutmamızı, merhameti öncelememizi, suskun kalmamamızı emrederdi.

Ve unutmayalım ki, Allah katında hepimiz gördüklerimizden sorumluyuz. Gazze’nin gözyaşı, sadece onların değil, bizim de imtihanımızdır. Bir gün hesap günü geldiğinde, bize şu soru sorulacak:
“Sen gördün, duydun, bildin… Peki ne yaptın?”

O gün cevabımızın ağır olmaması için bugünden vicdanımızı konuşturmak zorundayız. Ama insan yine de içinden şu soruyu geçirmeden edemiyor:
“Ben niye o gemide değilim?”
Demek ki her şey nasip… O gemilere binmek, mazluma nefes olmak, HERKESE NASİP OLMUYOR... vesselam.