Adım Fırat: 26 yaşında, öğretmenim.

Van’ın Gürpınar ilçesinde bir köyde ilkokula gittiğim yıllarda, öğretmenin bana “Fırat büyünce ne olmak istiyorsun?” derdi.

Ben öğretmenimin bizlere yaklaşımı ve etkileyici ders anlatışından o kadar çok etkileniyordum ki; “Öğretmen olmak istiyorum” diyordum.

Öğretmen.

Öğretmen olmak en büyük hayalimdi. Zor şartlarda okudum. Köyümüzde ortaokul ve lise yoktu. İlkokul bittikten sonra ortaöğretim ve liseyi okumak için Devlet Parasız Yatılı Sınavına başvurmama rağmen kazanamadım.

Ben her şeye rağmen okumak istiyordum.

Öğretmenim gibi ülkeme, devletime hayırlı nesiller yetiştirmek için okumak istiyordum. Ortaokulu okumak için Van’a geldim. Teyzemlerin evinde kalıyordum. Bazen azar işittim, bazen gizlice ağladım, bazen de kuzenlerime verilen harçlık zoruma gidiyordu. Çünkü, bana harçlık veren yoktu. Babam inşaatçı az kanat bize yetmeye çalışıyordu. Allah razı olsun 3 yıl kahrımı çektiler. Ortaokul bitmişti.

Sırada lise vardı.

Yaz aylarında çalıştım, hamallık yaptım, çöp temizledim. Okullar açılınca liseye başladım. Öğretmen olmaya karar vermiştim bir kere. İlla öğretmen olacağım diyordum. Gel zaman git zaman yazın çalışarak, kışın okuyarak liseyi bitirdim.

Sonra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Eğitim Fakültesini kazandım.

Çok mutluydum ve içim içime sığmıyordu. Yine akranlarım gezip çalışırken ben çalışmaya devam ediyordum. Üniversite geldi çattı. Okudum başarı ile üniversiteyi bitirdim. Artık ben bir öğretmendim. Heyecanımı yitirmedim. Önce KPSS önüme çıkardılar. 79 puan almama rağmen 95’in altına düşenden öğretmen olunmuyordu. Geçemedim. Sözleşmeli öğretmen diye bir şey çıkarıldı.

Koşarak gittim.

Öğretmen olmayı kafaya takmıştım ya. Sözleşmeli öğretmen olmak için sözlü mülakat diye bir şeyle karşılaştım. Basit bir iki soru sordular hemencik cevapladım. Umutluydum, bekliyordum. Çünkü sorulana doğru cevap vermiştim. Sonra torpil denen bir şeyle tanıştım. Meğer torpili olan sözlü sınavını geçmiş, ben ise umudum suya düşmesine rağmen hala öğretmen olmayı bekliyorum.

Bir ilan gördüm. “Büyükşehir Belediyesine itfaiye eri ve bazı kurumlar için alım yapılacak” diye.

İtfaiyeci olmak için koşarak gittim.

Çaresizdim, işsizdim. Artık kocaman bir adam olmuştum. Önce spor sınavı dediler, sınavı başarıyla geçtim. Mülakat dediler her soruya aslanlar gibi cevap verdim. Yine umutla bekliyordum. Bu defa olur diyordum. Sonra mı? Yine “kazanamadınız” dediler yüzüme. Yine umutlu bekleyişim hayal kırıklığına dönüşmüştü. Çünkü benim torpilim yoktu! Güvenlik elemanı alınacak dediler. Gidip sertifika aldım, güvenlik elamanı olayım dedim. “Nasılsa öğretmen olamayacağım, bari bir işe yarıyayım, geçimimi sağlayayım” dedim kendi kendime.

Gittim yine sağlık sınavı, mülakat sınavı derken başarılı oldum. Ne yazık ki yine torpil denen illete takıldım! Geçtiğimiz gün cami ve okul temizliği için asgari ücretle İŞ-KUR tarafından kurumlara adam alınacak dediler.

Koşa koşa başvurdum.

Umutla bekledim önceki, umutlu bekleyişler gibi. Meğer listeler çoktan birileri tarafından hazırlanmış, yine torpilli beyzadeler iş başı yapmışken ben hala umutla bekliyorum.

Evet ben Fırat. 26 yaşındayım. İlyas Salman’ın filmindeki gibi diplomalı hıyarcı oldum. Pazarlarda hıyar satıyorum.

Hakkımı helal etmiyorum. Bana engeller çıkaranlara hakkımı helal etmiyorum.

Torpille, rüşvetle adam alınmasına sebep olana, göz yumana hakkımı helal etmiyorum!

Ben torpille rüşvetle adam aldıran siyasetçiye, milletvekiline hakkımı helal etmiyorum