KAİDELER ARASI

Abone Ol

Dolunayın tüm ihtişamıyla yeryüzüne gülümsediği bir gecede,
Gölgesine razı olmaya çalışan bir nergisin keyifsizliğinde tanışmıştım onunla.
Göz pınarlarında, asırlar boyu yaşattığı köhne barınakları yıkmaya gelmişti.
Gönül Dağı’nda kelimelere pervasızca kan, bir ırmak taşıyordu;
Tüm ormanı yanında götürmek istercesine yasak ve cüretkâr.

Konuşmuştum onunla daha önce.
Biliyordum…
Tam 27 yıl boyunca.
İlk kez o gece karşımda yer alıyordu,
kederli ve suskun.

Gri kaideler arasında,
Sararmış bir yaprağın ince hüznünde bulmuştum onu.
İçinde tesirini olumlayamadığım bir rengi vardı kahkahalarımızın.
Üryan bir sevinçle tokuşturduğumuz her kadeh,
Vicdanımıza düğümlenen vedamıza alkış tutuyordu.

Düşlerime kafeslediğim heyecanımı durduramıyordum;
Koşardım, ona sarılırdım.
Hatıralarımın derinliklerinde
yerini asla terk etmeyecek bir ismi vardı.

Sesimizde,
Yüreğime gölgesini bırakan beyaz bir bulutun;
Yaşamı boyunca gizlemeye çalıştığı
haylaz bir çocuktan yetme,
Bize dair izler…

Aramızda,
memnu gerçeklerle harmanladığımız
odundan yakma, divane bir ateş.
Yanımızda, aşkı çığlık çığlığa çağıran
birkaç umuttan tapınaklar…

Kursağımda,
yutkunamadıklarımdan biriken bir tümsek çıktım
ve haykırdım:

Bu tapınağı
ben yaktım.