Çin'in 2013’te başlattığı Yeni Kuşak ve Yol Projesi (BRI), Ortadoğu’da büyük ölçekli enerji, liman ve altyapı yatırımlarıyla genişledi. İran, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkelerle yapılan anlaşmalar Pekin'in bölgedeki ekonomik etkisini artırdı. Bu gelişme, özellikle ABD ve İsrail'in Ortadoğu'daki geleneksel nüfuzunu tehdit edici bir unsur olarak görülmesine sebep oldu.
Ortadoğu'da çıkan anlaşmazlıkların sebebi
ABD, Ortadoğu’da enerji hatları ve stratejik askeri varlıklarıyla uzun süredir etkinlik gösterirken, Çin’in ekonomik yatırımları karşısında kuşatma stratejisinin zayıflamasından endişe duyuyor. Öte yandan İsrail, Çin’in hem İran ile yakınlaşmasından hem de Filistin meselesine daha dengeleyici yaklaşımından oldukça rahatsız. Bu sebeple İsrail, ABD ile askeri ve istihbari iş birliklerini derinleştirerek Çin’e karşı bir denge politikası yürütüyor.
Ancak Çin’in son yıllarda yaşadığı ekonomik yavaşlama –özellikle emlak krizi ve büyüme oranlarındaki düşüşler– Kuşak-Yol Projesi'nin Ortadoğu'daki ivmesini yavaşlattı. Bu da bölgedeki bazı ülkeleri Batılı yatırım ortaklıklarına yöneltmeye başladı. Bu boşluğu değerlendiren ABD ve müttefikleri, '' Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru'' gibi alternatif projelerle Çin’in etkisini uzun vadede kırmayı hedefliyor.
Jeopolitik Ekonomik çıkarlar Ortadoğu sorunlarını çözülmez kılıyor
Stratejik rekabet yalnızca ekonomik düzlemde değil. ABD ve İsrail, Çin’in Ortadoğu’daki yükselişine karşı Jeopolitik ve ideolojik bir yeniden dizayn süreci yürütüyor. Arap-İsrail normalleşmeleri, İran’ın yalnızlaştırılması ve Türkiye gibi bölgesel aktörlere yönelik baskı politikaları bu kapsamda ele almak mümkündür.
Çin’in ekonomik yavaşlaması Batı için fırsat yaratmış gibi görünse de, Ortadoğu'nun dinamik doğası ve halkların tarihsel direnci, bölgeye dair dış dizayn projelerinin kolay hayata geçmeyeceğini gösteriyor. Kalıcı dengeler ise ancak yerel aktörlerin iradesiyle şekillenebilir.





