Sezon başından bu yana ligde 30 hafta geride kalmasına ve bu süreçte iki teknik adam değişikliği yaşanmasına rağmen Vanspor oyun anlamında bir türlü aradığı ritmi yakalayabilmiş değil. Sezon boyunca inişli çıkışlı bir grafik çizen kırmızı-siyahlılar, ligin son düzlüğüne girilirken hâlâ taraftarını tatmin eden bir performans ortaya koyabilmiş değil.
Son olarak iç sahada, ligin alt sıralarına demir atmış Adana Demirspor karşısında alınan 1-0’lık galibiyet bile eleştirilerin önüne geçmeye yetmedi. Skor tabelasında üç puan yazsa da sahadaki oyun, tribünlerdeki beklentiyi karşılamaktan oldukça uzak kaldı. Taraftarın tepkisinin temel nedeni de tam olarak bu: Sonuç var ama ikna eden bir oyun yok.
Zira yıllar sonra yeniden bu lige yükselen bir camia takımından beklentilerin yüksek olması kaçınılmazdır. Vanspor sadece bir futbol kulübü değil, aynı zamanda bir şehrin ortak heyecanıdır. Dolayısıyla taraftarın beklentisi de doğal olarak büyük oluyor.
Aslında puan ortalaması açısından bakıldığında Hakan Kutlu döneminin de çok kötü geçtiğini söylemek haksızlık olur. Ancak o dönemde de yaşanan sakatlıklar ve kadro sorunları puan kayıplarını beraberinde getirmişti. Bugün yaşanan performans düşüklüğünde de benzer nedenlerin etkili olduğu görülüyor.
Fakat bütün bu tablo içerisinde artık Vanspor yönetiminin kamuoyuna daha net bir şekilde seslenmesi gerektiği de ortada. Bu sezonun gerçek hedefi nedir? Play-off mu, orta sıralarda kalmak mı yoksa uzun vadeli bir yapılanma mı? Bu sorunun cevabı şehirle açık ve samimi bir şekilde paylaşılırsa, beklentilerin de daha sağlıklı bir zemine oturacağı kanaatindeyim.
Çünkü belirsizlik, çoğu zaman başarısızlıktan daha fazla tartışma yaratır.
Futbolda bazen bir galibiyet, bazen de küçük bir kıvılcım sezonun gidişatını tamamen değiştirebilir. Eğer Vanspor bu fırsatı doğru değerlendirirse, şu ana kadar esen ters rüzgârı lehine çevirmesi hâlâ mümkün.
Kalan haftalar, Vanspor’un gerçekten nasıl bir takım olduğunu gösterecek.
Ve belki de bu sezonun hikâyesi, tam da bu noktadan sonra yazılacak.