YARINDAN GEÇEN KIZ ÇOCUĞU

Ayşenur Bilek Yazdı...

Abone Ol

Sen Bakma benim böyle sakinlik bulvarında gezdiğime..

Ben akşam güneşsem, sabah yağmurlara boğulan bir karmaşa huzmesiyim.

Öğlen kasırgaya meydan okur, gece bir deniz dalgasına misafir olurum.

Bazen ateşten delice sıcak, bazen de buzdan bir kalıp parçası olur yüreğim.

Bıçak benden alır keskinliğini.

Kuşlar, uçmak için gözlerimden akan cesareti kullanır

Sen Bakma böyle suskunluğun pençesine takıldığıma,

Ben merhametimle taşları eritir, öfkemle dağları delerim.

Bazen bir Nil olur akarım yaşamın kıyısına

Bazen de bir göz rengine tabut bağlarım.

Umutsuzluklarımdan doğar başarılarım

Ve griden alırım tüm heyecanlı renklerimi

Sen bakma benim böyle ruhsuz bakışlarla hayata pencere açışıma

Gün, ışığını paslı parmaklıklardan sızdırır bakır rengi saçlarıma

Siyahi bir devrimin son nefesindeki yaşama sevincinden alır yazdıklarını kalemim

Ve çatısı uçmuş toprak evlerde, üşümemeye yüz tutmuş hayallerim.

Sen bakma benim böyle zamandan hallice yorgunluğa dost oluşuma.

Hayal kırıklıklarıyla dolu kıvrak bir yanardağ ağzıdır kursağım

Ve Puslu bir inada çelme takıp, İçime yuvalanmış yalnızlığım.

Tariz bir rüzgârdan nasibini almış liberal yosunlar geçer sevdamın kayalıklarından

Bir Pazar sabahı hüküm yemiş. İnancımın çelimsiz yaraları kör bir kaplumbağanın sırtından

Düşlerinde biriktirdiği sarı renkli papatyaları ipten bir salıncakta barındıran

Hoyrat bir kız çocuğu geçer yarınlarımdan…