"GELSİNLER, BEDELSİZ KAMULAŞTIRSINLAR"
Gazeteci Nil Gülsüm’ün YouTube programına konuk olan Fatih Altaylı, Yedi Kilise’nin mülkiyet durumuna ilişkin soruya şu yanıtı verdi: "Söz konusu kilise veya kiliseler kompleksinin bulunduğu arazi doğrudan benim şahsıma ait değil; o arazi hâlâ dedemin adına kayıtlı görünüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı burayı restore etmek veya koruma altına almak istiyorsa seviniriz. Gelsinler, ben ailenin diğer fertleriyle de konuşup ikna edeyim; burayı bedelsiz olarak kamulaştırsınlar. Biz kilise meraklısı ya da burayı ticari bir meta olarak gören insanlar değiliz."
TAPU AİLENİN ELİNE NASIL GEÇTİ?
Tarihi manastırın bulunduğu arazinin Altaylı ailesinin mülkiyetine nasıl geçtiğini de ilk kez açıklayan Altaylı, sürecin bir devlet takası sonucu gerçekleştiğini belirtti: "O dönemlere dair birebir, kesin bir bilgim yok. Ancak aile içinde konuşulan şuydu: Cumhuriyetin ilk yıllarında devlet, ailemize ait bazı geniş arazilerin üzerine kamu binaları inşa etmiş. Buna karşılık olarak da hazineye ait bazı muadil arazileri ailemize takas yoluyla vermiş. İşte o takas edilen arazilerden birinin içinde de bu tarihi kilise yer alıyormuş. Biz bugüne kadar kiliseyi yıkmadık, zarar vermedik, satmaya da kalkışmadık; olduğu gibi duruyor."
ZAMANA VE DEPREMLERE KARŞI DİRENİYOR
yüzyılda inşa edilen ve Ermeni mimarisinin bölgedeki en önemli dini sembollerinden biri olan Varakavank Manastırı (Yedi Kilise), hem mimari yapısı hem de inanç turizmi açısından büyük bir önem taşıyor. Ancak uzun yıllardır kapsamlı bir restorasyon ve onarım çalışması görmeyen tarihi kompleks, zaman içinde definecilerin tahribatına uğradı ve bölgede yaşanan depremlerin ardından yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Bugün büyük oranda harabeye dönen manastır, kısmen de olsa çevre bilincine sahip mahalle halkı tarafından kaçak kazılara karşı korunmaya çalışılıyor. Fatih Altaylı’nın bu açık davetinin ardından, Yedi Kilise’nin kurtarılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın resmi bir girişimde bulunup bulunmayacağı ise merak konusu oldu.