Van’da 14 yıl önce meydana gelen ve büyük yıkıma yol açan 7,2 ve 5,6 büyüklüğündeki depremlerin ardından yaşanan acılar, aradan geçen zamana rağmen unutulmuyor. Acıların yanı sıra, kentin depreme yeterince hazırlıklı olmayışı da hafızalardaki yerini koruyor. Uzmanlar, deprem yönetmeliğinin güncellenmesi gerektiğini, ayrıca farkındalık çalışmaları ile eğitimlerin artırılmasının önemine dikkat çekiyor.

Depremlerin geçmişte de büyük acılara neden olduğu Van, 23 Ekim 2011’de merkez üssü Tuşba ilçesine bağlı Tabanlı Mahallesi olan 7,2 büyüklüğündeki depremle sarsılmıştı. Kent merkezi, Erciş ilçesi ve birçok köyde büyük yıkıma yol açan depremde 604 kişi yaşamını yitirdi, çok sayıda bina yıkıldı. Van’da yaraların sarılması ve enkaz kaldırma çalışmaları sürerken, ilk depremden 16 gün sonra 9 Kasım’da yaşanan 5,6 büyüklüğündeki ikinci depremde ise 40 kişi hayatını kaybetti.

AFAD ekiplerinin yaptığı incelemelerde, kentteki 147 bin 622 konut, 18 bin 735 iş yeri ve 20 bin 209 ahırdan; 31 bin 870 konut, 8 bin 849 iş yeri ile 9 bin 602 ahırın ağır hasar gördüğü, 18 bin 181 konutun ise orta hasarlı olduğu tespit edildi.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Deprem Uzmanı Doç. Dr. Hamdi Alkan, Van depreminin 14. yıl dönümünde gazetemize önemli değerlendirmelerde bulundu. Alkan, deprem öncesi yapıların mutlaka denetlenmesi gerektiğini belirterek, afet bilincinin ise ortaöğretim düzeyinden itibaren verilmesi gerektiğini vurguladı. Deprem farkındalık çalışmalarının toplumun afet bilincini artıracağını söyleyen Alkan, bu sayede olası risklerin en aza indirilebileceğini ifade etti. Afet eğitimlerinin önemine dikkat çeken Alkan, vatandaşların depreme yönelik temel eğitimleri alması ve deprem anında kullanılacak acil ihtiyaç listelerini evlerinde bulundurmaları gerektiğinin altını çizdi.

“DEPREMLER OLUYOR, OLMAYA DA DEVAM EDECEK”

Ülke genelinde depremlerin bundan sonra ki süreçte de devam edeceğini söyleyen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi deprem uzmanı Doç. Dr. Hamdi Alkan, “Bu konuyu aslında şöyle değerlendirmek lazım. Bizim ülkemiz biliyorsunuz bir deprem ülkesi. Bizde sürekli depremler oluyor, olmaya da devam edecek. Bizim de bu minvalde çalışmamız, araştırmalarımızı bu doğrultuda yapmamız lazım. Vatandaşın da bu bilinçle geleceğini, yaşayacağı yeri planlaması gerekiyor. Yani Van’ı konuşmadan önce, genel olarak aslında Türkiye ile ilgili, Anadolu ile ilgili kısa bir bilgi vermek gerekiyor. Ondan sonra Van’a biraz daha özelleşiriz. Şöyle; şimdi biliyorsunuz hem tarihsel dönem hem de aletsel olarak 1900’den sonraki yıllardan 2025’e kadar geçen sürede birçok yıkıcı depremi ülkemiz tecrübe etti. Şimdi neler var? 1939 Erzincan depremi var, ardından 1976 Çaldıran depremi var, 1999 Marmara (İzmit) depremi var, 2011 Van depremi var, 2020 Elazığ depremi var ve en son 2023 Kahramanmaraş depremleri var. 2023 Maraş depremleri, dünyada tektonik açıdan çok nadir görülen bir olayı bize tecrübe ettirdi” dedi.

“BİR TÜRLÜ ÖNÜNE GEÇEMİYORUZ”

Ülke genelinde deprem bilinçlendirme çalışması kapsamında orta okul düzeyinden başlayarak eğitimlerin verilmesi gerektiğini kaydeden Alkan, “En son güncel olarak da bakıyorsunuz, Balıkesir’de bir deprem fırtınası benzeri bir olay meydana geldi. Ege Denizi’ndeki Santorini’de de apayrı bir deprem fırtınası olayı yaşandı. Yaklaşık iki yıl sürdü ve 10.000 civarında deprem oldu. Ardından Balıkesir ve en son Simav’da depremler meydana geldi. Hatta Simav’dan önce, arada 23 Nisan’da Marmara’da 6.2 büyüklüğünde bir depremimiz vardı. Hatırlarsanız, 2 Eylül’de İstanbul’da yine 5.3 büyüklüğünde bir deprem daha oldu. Yani Marmara çukuruna doğru bir deprem daha yaşandı. Şimdi bu depremler oluyor. Bundan sonra deprem olacak mı? Tabii ki olacak. Aktif bir bölgede yaşıyoruz. Dolayısıyla her deprem olduğunda biz aslında benzer şeyleri söylüyoruz. Ama bakıyorsunuz ki maalesef, 6.1 büyüklüğündeki bir Balıkesir depreminde bile bizim yapılarımız yıkıldı. 2025 Türkiye’sinde bunlar gerçekten üzücü. Maalesef bunun bir türlü önüne geçemiyoruz. Biz genelde ne yapıyoruz? Yıkım olduktan sonra bir araya gelen bir toplumuz. Biz öyle insanlarız. Duygusal bir millet olduğumuz için neyimiz var neyimiz yok her şeyimizle birlikte, o anki sorunu yaşayan il, ilçe, insanlara her şeyimizi verip destek olmaya çalışıyoruz. Ama deprem farkındalığı apayrı bir şey. Bu konuyu “deprem öncesi hazırlık”, “deprem anında neler yapılması gerektiği” ve “deprem sonrası süreç” olarak üçe böldüğümüzde, biz genellikle sadece deprem sonrası süreçte hareket ediyoruz. Ki onda da eksiklerimiz var, koordinasyonda problemlerimiz oluyor. Afet eğitimlerinin lise de değil orta öğretim yılından itibaren ciddi bir şekilde başlamalı. Dediğim gibi, bunun devletle bir alakası olduğunu düşünmüyorum; bizim duygusal yapımızla alakalı” diye konuştu.

“YÖNETMELİĞİMİZİN GÜNCELLENMEYE İHTİYACI VAR”

Deprem yönetmenliğinin güncellenmesi gerektiğinin altını Çizen Alkan, “Kendi vatanımıza, milletimize, birbirimize bir acı durumunda çok bağlı olduğumuz için bu sonuçlar ortaya çıkıyor. 2023 Maraş depremlerinde hatırlarsanız, depremden sonra bütün Türkiye tabiri caizse “Allah ne verdiyse” oraya yolladı. Ama biz öncesinde yeterli hazırlığı maalesef yapamamıştık. Şimdi, bakıyorsunuz; bizim 1999’dan sonra bir bilinçlenme sürecimiz başladı. 2007 deprem yönetmeliğimiz var, ardından 2018-2019 deprem yönetmeliğimiz var. Bu deprem yönetmeliklerinde farklı disiplinler bir araya gelip yönetmelikleri hazırlıyorlar. Ama en son 2023 depreminde gördük ki bu yönetmelikte de bazı boşluklar var. Şöyle ki; 2023 depreminde ana şok civarındaki istasyonlardan elde edilen maksimum ivme değerleri, statik bir yapının projesinde kullanılan maksimum ivme değerinden daha büyük çıktı. Yani deprem, bizim inşaat mühendisleri ve mimarların projelerde kullandığı ivme değerinden daha büyük bir ivme üretti. Bu da bize şunu gösteriyor: Yönetmeliğimizin güncellenmeye ihtiyacı var. Dolayısıyla bununla ilgili şu anda da çalışmalar yapıldığını, boşlukların doldurulmaya çalışıldığını biliyorum” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2025 10 22 At 16.55.10 (4)

“HER ŞEYİ UNUTUYORUZ”

Toplumun felaketler sonrası bir sonra ki felakete hazırlanmak yerine yaşanan felaketleri de unuttuğunu kaydeden Alkan, “Bizim toplum olarak ne yapmamız lazım? Biraz daha bilinçli davranmamız lazım. Deprem öncesine odaklanmamız gerekiyor. Yani zemine uygun, doğru yapılarda yaşamak, deprem anında nasıl davranılacağını bilmek ve deprem sonrasında nasıl organize olunacağını öğrenmek gerekiyor. Fakat genellikle, siz de çok iyi biliyorsunuz, unutkan bir millet olduğumuz için birkaç ay sonra her şeyi unutuyoruz. Bir sonraki faciaya kadar hatırlıyoruz, sonra unutuyoruz. Şu an birine sorsanız, 2023 depremini çoğu insan ne olup bittiğini bile hatırlamaz. Oysa ki aradan sadece 2-2,5 yıl geçti. 60.000’den fazla insanımız resmi rakamlara göre vefat etti” ifadelerine yer verdi.

“EĞİTİMLER ARTMALI”

Afet olaylarına karşı farkındalık çalışmalarının daha fazla atması gerektiğini söyleyen Alkan, “Dolayısıyla bizim depremle ilgili ilk olarak bilinçlenmemiz gerekiyor. Tabii devlet kurumları da belli ölçülerde insanlara ulaşmaya çalışıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kandilli Rasathanesi gibi kurumlar, biz üniversiteler zaten bunu sık sık yapmaya çalışıyoruz. Elimizden geldiğince farkındalık oluşturmaya gayret ediyoruz. Dolayısıyla bu tür tatbikatların daha sık yapılması, bu eğitimlerin seviyesinin biraz daha düşünülerek hazırlanması lazım. Özellikle ilkokul değil, ortaokul ve lise seviyesindeki gençlerimize bu konuları iyi öğretmemiz gerekiyor. Ki herhangi bir deprem olduğunda, o deprem anında nasıl davranmaları gerektiğini bilsinler, daha hazırlıklı olsunlar. Dediğim gibi, biz bir deprem ülkesiyiz. Dolayısıyla ülkemizde depremler olmaya devam edecek. Özellikle şu an Erzincan civarında 700 segmentinde bir beklentimiz var. Bununla ilgili bizim de çalışmalarımız var. Aynı şekilde Marmara ile ilgili olarak da batıya doğru, Marmara Denizi içerisinde bir “deprem göçü”nden bahsediyoruz” dedi.

Whatsapp Image 2025 10 22 At 16.55.10 (3)

“UNUTTURULMAMASI GEREKİYOR”

Afetlerin unutturulmaması gerektiğinin altını çizen Alkan, “Benim de içinde bulunduğum bir çalışma 2025 yılının ilk ayında yayımlandı. Şu anda Marmara’nın ikinci çalışmasına, yani “Marmara 2” projesine başladık. Onunla uğraşıyoruz. Bir yandan Simav tarafına da yoğunlaşıyoruz. Biliyorsunuz, 1970’te 7.2 büyüklüğünde Gediz depremi olmuştu. Benzer bir döngü olur mu diye düşünüyoruz. Şöyle düşünün: Balıkesir’de 6.1’lik bir depremde yapılar yıkıldıysa, 7 büyüklüğüne yakın bir deprem İstanbul’da veya Simav civarında olursa ne olur? Bunu iyi düşünmemiz gerekiyor. Dolayısıyla buna göre insanların bilinçlendirilmesi lazım. Bu işin unutturulmaması gerekiyor. Şimdi Van üzerine geldiğimizde, bizim ilimiz 2011’de büyük bir deprem yaşadı. Depremin oldukça fazla artçı şoku oldu. Artçı şoku olmayan, aslında başka bir mekanizmaya sahip olan 5.6 büyüklüğündeki ikinci bir Kasım depremi vardı. O depremde de yine yıkım yaşandı. Yaklaşık olarak 644 insanımız vefat etti” diye konuştu.

“7,2 DEPREMİNİN ARTÇILARI SÜRÜYOR”

Yıllar geçmesine rağmen artçı depremlerin hala sürdüğünü ve bundan sonra ki süreçte de devam edeceğini söyleyen Alkan, “Bizim bölgede genellikle batıya doğru, Muradiye’nin batısına doğru enerjinin büyük bir kısmının boşaldığını söyleyebiliriz. Bununla ilgili hem sismolojik hem de elastik parametrelerden elde ettiğimiz çalışmalarımız var. Enerji büyük oranda boşalmış durumda ama tabii bu, büyük bir yıkımla gerçekleşti. Ancak bakıyorsunuz, Van 5 zonunun yani şehir merkezinin hemen kuzeyinde yer alan bölgenin batı ucunda, yani Van Gölü’ne doğru girilen alanda küçük depremler olmaya devam ediyor. Mesela hatırlarsanız, 3-4 gün önce Çitören merkezli 3.5 büyüklüğünde bir deprem oldu ve onun daha küçük artçıları da var. Bu depremleri doğrudan 2011 Van depremiyle ilişkilendirmek yerine, o depremin uzun süren etkileri olarak görebiliriz. Çünkü büyük bir ana şoktan sonra o etkiler onlarca yıl devam edebiliyor. Hem derinliği hem büyüklüğü hem de lokasyonu itibarıyla bu şekilde değerlendirmek doğru olur. Bizim şehrimizde, doğu kesimlerde; Özalp, Saray, Başkale ve Hoy’a kadar olan bölgelerde çalışmalarımız sürüyor. Hoy tarafı önemli, çünkü orası üçlü eklem noktası. 2020’de hatırlarsanız orada 5.9 büyüklüğünde iki tane, birbirine çok yakın zamanda meydana gelen ikiz deprem yaşanmıştı. Enerjinin o tarafa, doğuya doğru gittiğini bizim çalışmalarımız net şekilde gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2025 10 22 At 16.55.12 (1)-1

“DEPREMLERLE KARŞILAŞMA İHTİMALİMİZ YÜKSEK”

Bölgede orta büyüklükte depremle karşılanabileceğini kaydeden Alkan “Van Gölü’nün doğusuna, yani Erçek’in daha doğusuna ve Hoy’a kadar olan alanlarda 6 büyüklüğüne yakın orta büyüklükte depremlerle karşılaşma ihtimalimiz yüksek” dedi. Konuşmasını sürdüren Alkan: “Bunu neden söylüyorum? Çünkü aşağı yukarı her 20 yılda bir, artı eksi 3-4 yıl civarında, 6 büyüklüğünde orta büyüklükte bir deprem bölgemizde meydana geliyor. Bu, bölgenin tektoniğiyle alakalı bir durum. Çok detayına girmeyeceğim ama hem bölgesel tektonik yapıyla hem de istatistiksel sismoloji sonuçlarımızla bu durumu doğruluyoruz. Dolayısıyla Van Gölü’nün doğusu bizim için özellikle odaklanmamız gereken bölge. Van Gölü’nün batısında, yani Muş fay zonu civarında, Kavakbaşı çevresinde de çok sayıda küçük ve orta büyüklükte depremler oluyor. Ancak bunlar büyük deprem niteliğinde değil. Bu nedenle şehir merkezi açısından bizim için önemli olan doğuya odaklanmak ve ona göre günlük hayatımızı planlamak”

“YAPILARINIZI KONTROL ETTİRİN”

Deprem öncesi yapıların kontrol edilmesi gerektiğinin altını çizen Alkan, “Ben her zaman şunu söylüyorum, yapılaşmayla ilgili olarak: İnşaat mühendisi hocalarımın işine çok fazla girmek istemem ama temel olarak şunu diyebilirim: Yeni yapılan yapılar zaten denetimlerden, belediyelerden ve devlet kurumlarından kaçamıyor. Dolayısıyla yeni yapılarda büyük sorun yok. Ama eski yapılarda, özellikle 2019 yönetmeliği öncesi yapılmış olanlarda dikkatli olunması gerekiyor. Her zaman insanlara şunu söylüyorum: Yapılarınızı kontrol ettirin. Yapınızda deformasyon var mı, deplasman alanı oluşmuş mu, taşıyıcı sistemde problem var mı gibi unsurların kontrol edilmesi gerekiyor. Bunu nasıl yapabilirsiniz? İnşaat Mühendisleri Odası’na başvurarak, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne veya belediyelere giderek yapınızın güncel durumunu öğrenebilirsiniz. Bunu yaptığınızda, herhangi bir zamanda kendinizi otomatik olarak güvence altına almış olursunuz” dedi.

Whatsapp Image 2025 10 22 At 16.55.13 (2)

“ORTA BÜYÜKLÜKTE BİR DEPREMDE BİLE YAPILAR YIKILABİLİYOR”

Son olarak Alkan, “Sonuç olarak, yapı işine çok girmek istemiyorum ama bölgemizin jeolojisi itibarıyla; metamorfik kayaçların, volkaniklerin, göl çökellerinin bulunduğu, yani hem yumuşak hem de sağlam malzemenin bir arada olduğu alanlarımız var. Bu yüzden yapılarımızı zemine göre kontrol ettirmemiz şart. Ettirmezsek, az önce Balıkesir örneğinde verdiğim gibi, orta büyüklükte bir depremde bile yapılar yıkılabiliyor. 2011 Van depreminden sonra neler olduğunu siz benden çok daha iyi biliyorsunuz. Şehir bir yenilenmeye girdi, TOKİ oldukça fazla yapı inşa etti ve TOKİ’nin yapıları bu anlamda sağlam yapılar. Ama tabii yeterli mi? Elbette değil. Çok güzel bir şehrimiz var. Umarım yatırımlar yapılıp şehir gelişmeye devam eder” şeklinde konuştu.

Muhabir: Muhammet Tekin