Türkiye’de eğitim sisteminin en kritik halkalarından biri olan okul öncesi dönem, hâlâ gereken değeri görmüyor. Eğitimci Zeynep Sarı, hem ailelere hem de sisteme yönelik çarpıcı uyarılarda bulundu: “Çocukları kalıplara sokmaya çalışıyoruz.”
– OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ NEDİR?
Okul öncesi dönem, bir çocuğun hayatının temelinin atıldığı en kritik evredir. Bu süreçte çocuk sadece akademik bilgiyle değil; duygusal, sosyal ve bilişsel anlamda da şekillenir. Özgüven, iletişim becerisi, problem çözme yeteneği ve hatta hayata bakış açısı bu dönemde oluşur. Ancak biz çoğu zaman bu süreci “nasıl olsa daha küçük” diyerek hafife alıyoruz. Oysa bu dönemde yapılan yanlış yönlendirmeler ya da ihmal edilen gelişim alanları, ilerleyen yıllarda çok daha büyük sorunlar olarak karşımıza çıkabiliyor. Eğitim aslında burada başlıyor ama en çok da burada ihmal ediliyor.
– TÜRKİYE’DE BU SÜRECE YETERİNCE ÖNEM VERİLİYOR MU?
Açık konuşmak gerekirse hayır, yeterince önem verilmiyor. Okul öncesi eğitim hâlâ birçok kişi tarafından sadece oyun oynanan bir dönem gibi görülüyor. Bu bakış açısı hem ailelerde hem de genel eğitim anlayışında ciddi bir eksikliğe işaret ediyor. Oysa oyun dediğimiz şey, çocuk için en güçlü öğrenme aracıdır. Bu dönemde çocuk farkında olmadan öğrenir, keşfeder ve kendini geliştirir. Ancak bu bilinç oluşmadığı için çocuklar daha eğitimin en başında eksik bir temel ile yola çıkıyor. Bu da ilerleyen süreçte akademik ve sosyal sorunları beraberinde getiriyor.

– ÖZEL EĞİTİM KONUSUNDA TABLO NE DURUMDA?
Ne yazık ki özel eğitim alanında en büyük problem geç kalınması. Aileler çoğu zaman çocuklarındaki farklılıkları kabul etmekte zorlanıyor ya da çevresel baskılardan çekindiği için bu durumu görmezden geliyor. Bu da erken müdahale şansını ortadan kaldırıyor. Oysa özel eğitime ihtiyaç duyan bir çocuk için zaman en kritik faktördür. Ne kadar erken fark edilirse, o kadar hızlı ilerleme sağlanır. Ancak geç kalındığında hem çocuğun gelişimi zorlaşıyor hem de süreç aile için daha yıpratıcı hale geliyor. Bu alanda hem toplumsal bilinç hem de yönlendirme mekanizmaları yeterince güçlü değil.
– AİLELERİN EN SIK YAPTIĞI HATA NEDİR?
En sık yapılan ve en fazla zarar veren hata kıyaslama. Aileler çocuklarını sürekli başka çocuklarla karşılaştırıyor ve bu da çocuk üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. “O yaptı, sen neden yapamıyorsun?” yaklaşımı, çocuğun kendine olan güvenini zedeliyor ve zamanla onu içe kapanık, kaygılı bir birey haline getirebiliyor. Oysa her çocuğun gelişim süreci farklıdır; kimisi erken konuşur, kimisi geç ama bu bir eksiklik değildir. Asıl sorun, çocuğu kendi potansiyelinden koparıp başkalarının kalıbına sokmaya çalışmaktır. Bu yaklaşım, uzun vadede çok daha büyük psikolojik sorunlara yol açabiliyor.
– ÇOCUK PSİKOLOJİSİ EĞİTİM SÜRECİNDE YETERİNCE DİKKATE ALINIYOR MU?
Maalesef bu konuda ciddi eksiklikler var. Eğitim hâlâ büyük ölçüde bilgi odaklı ilerliyor ve çocuğun duygusal dünyası çoğu zaman geri planda kalıyor. Oysa bir çocuk kendini güvende hissetmiyorsa, anlaşılmadığını düşünüyorsa öğrenmesi mümkün değildir. Sürekli baskı altında olan, eleştirilen ya da korkutulan bir çocuk, öğrenmeye kapanır. Bu yüzden eğitim sadece bilgi aktarmak değildir; önce çocuğun ruh halini anlamak gerekir. Psikolojik olarak desteklenen bir çocuk, zaten akademik olarak da daha sağlıklı bir gelişim gösterir. Bu denge kurulamadığı sürece eğitim eksik kalmaya devam eder.
– AİLELERE MESAJINIZ NE OLUR?
Ailelere en önemli tavsiyem, çocuklarını başkalarıyla yarıştırmayı bırakmalarıdır. Her çocuk özeldir ve kendi yolculuğunu yaşar. Onları gerçekten dinlemek, anlamaya çalışmak ve oldukları gibi kabul etmek gerekir. Sürekli eleştiren değil, destekleyen bir yaklaşım benimsenmeli. Çocuğa değer verildiğini hissettirmek, onun gelişimi için en güçlü motivasyondur. Çünkü kendini değerli hisseden bir çocuk, hem daha özgüvenli olur hem de hayata karşı daha güçlü durur. Eğitimci Zeynep Sarı’nın sözleri, eğitimde göz ardı edilen gerçekleri bir kez daha ortaya koyuyor: Sorun sadece sistemde değil, bakış açısında. Okul öncesi eğitimden özel eğitime kadar birçok alanda geç kalındığını vurgulayan Sarı, “Çocukları anlamadan eğitmeye çalışıyoruz” diyerek önemli bir gerçeğin altını çiziyor.




