Farklı din ve kültürlerde kullanılan, birçok tür ve çeşidi bulunan tesbihler genellikle yuvarlak ya da oval şekilli boncuklardan oluşan, dua ve meditasyon aracı olarak bilinir. İslam dünyasında zikir ve dua amacıyla yaygın olarak kullanılan tesbihler; Budizm, Hinduizm ve bazı Hristiyan mezheplerinde de ruhani yoğunlaşma için tercih edilmektedir.
Tesbihin kökenine dair net bir bilgi bulunmasa da, farklı coğrafya ve kültürlerde binlerce yıl öncesine dayanan bir geçmişi olduğu kabul edilmektedir. İslamiyet'te ise tesbihin yaygınlaşması Hz. Muhammed (S.A.V.) dönemine uzanır. Peygamber Efendimiz’in ashabına zikir tavsiyeleriyle birlikte, tesbih kullanımının da yaygınlaştığı rivayet edilir.

TESBİH NEDİR VE NASIL KULLANILIR?
Tesbih; dua, zikir ve meditasyon gibi manevi amaçlarla kullanılan, belirli sayılardaki boncukların bir ipe dizilmesiyle oluşturulan geleneksel bir araçtır. Genellikle yuvarlak, oval ya da köşeli boncuklardan oluşan tesbihler; doğal taşlardan, ahşaplardan, kemikten veya camdan yapılabilir. Tesbihler aynı zamanda oyma, yontma, kabartma ve kakma gibi tekniklerle süslenerek estetik birer sanat eserine dönüşebilir. Manevi değerinin yanı sıra, tesbihler aksesuar ya da koleksiyon parçası olarak da büyük ilgi görmektedir.
TESBİHİN KÖKENİ: KADİM BİR GELENEK
Tesbihin ilk ne zaman ve nerede ortaya çıktığı kesin olarak bilinmese de, İslam dünyasında zikir sayısını takip etmek ve manevi derinlik kazanmak amacıyla kullanılır. Budizm'de “mala” adıyla bilinen tesbihler, meditasyon sırasında zikir yapmak ve dikkati toplamak için kullanılırken; Hinduizm’de “japa mala” olarak adlandırılan tesbihler, mantraların tekrarında ve ibadette yer alır. Hristiyanlıkta ise Ortodoks ve Katolik kiliselerinde “komboskhinia” adı verilen benzeri araçlar dua ve tefekkür için kullanılmaktadır.
MALZEME ZENGİNLİĞİ: DOĞAL KAYNAKTAN SANATA
Tesbih yapımında hem dayanıklılık hem de estetik ön plandadır. Kullanılan malzemeler ise coğrafi ve kültürel farklılıklara göre çeşitlenir. Erzurum'da oltu taşından yapılan tesbihler tercih edilirken, Haymana’da kehribar tesbihler daha çok rağbet görür. Akik, zultanit, jasper, kuvars gibi doğal taşlar; abanoz, kuka, zeytin gibi ahşaplar; deve kemiği ve fil dişi gibi organik maddeler tesbih yapımında kullanılan başlıca malzemeler arasındadır.

TESBİH YAPIMINDA GEREKLİ MALZEMELER
Bir tesbihin yapımı için temel olarak boncuklar (ahşap, taş, kemik, cam vb.), boncukları birbirine bağlayan ip veya misina ve ucunda yer alan “imame” ile püskül yeterlidir. Ancak ustaların elinde, bu basit yapılar sanatsal detaylarla birleşerek eşsiz birer esere dönüşür.
Vanlı genç usta Berke Tomar’ın bu gelenekte kısa sürede önemli bir isim haline gelmesi, Van’da tesbih sanatına duyulan ilgiyi de artırıyor. Her biri farklı hikâyelere sahip kehribar tesbihler, şimdiden koleksiyonerlerin ve tesbih tutkunlarının dikkatini çekmiş durumda. Yaklaşık 10 yıl önce tamamen kendi ilgisiyle başladığı gümüş kakma sanatını zamanla geliştirerek profesyonel hale getiren Tomar, edindiği bilgi ve tecrübelerle Van’da özel bir atölye kurdu. Sabır ve incelik gerektiren bu geleneksel mesleği tutkuyla sürdüren genç usta, kehribar taşına hem makinayla hem de el emeğiyle küçük oyuklar açıyor. Ardından bu oyuklara yerleştirdiği gümüş kakma taneleriyle, her biri sanat eseri niteliğinde tesbihler ortaya çıkarıyor.
“KEHRİBAR TAŞLI TESBİHLER BİR SANAT ESERİNE DÖNÜŞÜYOR”
Tomar’ın elinden çıkan ürünler, yerli ve yabancı koleksiyonerlerin ilgisini çekerken, Van’ın kültürel mirasını yaşatma çabası da takdir topluyor. Geleneksel el sanatlarını geleceğe taşımayı hedefleyen Tomar, kaybolmaya yüz tutmuş bu mesleği yaşatmak için çalışmalarını sürdürüyor. Gümüş ustası Berke Tomar, gümüş kakma sanatının büyük bir sabır, ilgi ve sevgi istediğini belirtti. Ürettiği her tesbih boncuğunda emeği olduğunu ifade eden Tomar, “Günümüzde teknolojiden de yararlanarak bu işlemeleri yapıyoruz. Kehribarın üzerine çizim yaptıktan sonra oyma işini tek tek el emeğiyle yapıyoruz. Ardından gümüş tel ile kakma işlemini gerçekleştiriyoruz ve sonrasında zımpara ile cilalama yapıyoruz. Tüm bu işlemler sonucunda kehribar taşlı tesbihler bir sanat eserine dönüşüyor,” dedi.

“BU İŞÇİLİĞİ VAN’A BİZ KAZANDIRDIK”
Gümüş kakma işleminin oldukça zahmetli olduğunu vurgulayan Tomar, “Günlük olarak bir tesbihi zor tamamlayabiliyorum. Bu nedenle mesleğe çırak bulmakta zorluk çekiyoruz. Gençler zorlukları görünce hemen bırakıyor. Bazen bir boncuk tanesine 360 oyuk açabiliyoruz. Bu oyukların kakması ise oldukça zaman alıyor. Bu işçiliği Van’a biz kazandırdık ve alnımızın teriyle icra etmeye çalışıyoruz,” ifadelerini kullandı.
Peki, herhangi bir kurumdan bu işi yaparken destek alabildiniz mi?
Şöyle söyleyeyim: Bu işe en başından beri, sonuna kadar hiçbir destek almadan geldim. Hiçbir kurumdan destek alamadım. Hep farklı bahaneler öne sürdüler, Sanatıma hiç bakıp da "Bu bir sanattır, gerçekten destek çıkalım" demediler. Öyle bir şey zaten yok. Van’ı tanıtmak adına yaptığımız çalışmalar var ama kurumlardan öyle bir destek veya ilgi yok, bu sanatımız Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan bedesten çarşısında sergilenebilir, gelen misafirlere tanıtılabilirdi ama orada da yer vermediler, sadece fuarlarda stant veriliyor buda tanıtıma yeterli olmuyor. Bölgede tesbih denince akıllara Erzurum gelirdi şimdi ise Erzurum’a rakip bir Van var ama bu anlamda destek yok. Çok farklı çalışmalar desteklenebiliyor, ama böylesi bir çalışma ne yazık ki hala sahiplenilmiş değil. Buna rağmen Van’da tesbih işlemeciliği ve yapımına devam edeceğim, bu iş zahmetli ama seviyorum ve insanlar el emeğini görünce ilgi gösteriyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı bana destek oldu. Ama onun dışında maddi anlamda hiçbir destek olmadı. Dediğim gibi, savat işçiliği denince Van akla geliyor; ama artık bu alanda usta yetişmiyor”

Özellikle gümüş üzerinde mi çalışıyorsunuz, yoksa bakır işlemeciliği de var mı elinizde?
Şu an gümüş daha çok ilgi görüyor. Aslında ben işe ilk başladığımda tamirle başladım, sonra imalata geçtim. Ardından savat işçiliğine yöneldim, savat da yapmaya başladım. Ancak savatın değer görmediğini fark edince tespihat işine yöneldim, kalkma işlemi yapmaya başladım.
Bölgede özellikle tespih üzerine Erzurum ön plana çıkıyor. Hatta Türkiye'de de bu alanda önemli bir il. Siz Erzurum'a rakip olabilir misiniz?
Elbette diyebiliriz. Çünkü Erzurum bu işi yapıyor, icra ediyor. Kendilerini gerçekten iyi tanıtmışlar. İşçilikleri çok iyi. Benim bu işe başlama sebebim de aslında onların işçiliğiydi. Bir tezgahçı buraya geliyor, 2-3 el değiştiriyor, el değiştirdikçe de fiyatı çok artıyor. Ben de dedim ki, "Kendim yapayım." Zaten elim gümüş işçiliğine yatkındı. Şu anda çevrede birçok yere ben tezgah dağıtıyorum. Benden alıyorlar, "Sen yap, senin işçiliğin iyi" diyorlar. Bu Van için de iyi oldu. Van ekonomisi için de iyi oldu. Paramız Erzurum’a gitmiyor.




