Van Haber Gazetesi’ne konuşan TBMM 28. dönem DEM Parti Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Çözüm sürecinde hâlihazırda somut adımların atılmadığını belirterek, süreci yakından takip ettiklerini ifade etti.
“SİLAHLARIN YERİNİ DEMOKRATİK SİYASET ALACAK”
Silahların yerine artık demokratik siyasetin aktif olacağını söyleyen Sayyiğit, “Siz de biliyorsunuz hani biz uzun süreli aslında bir yok sayma, inkâr, imha politikasından bahsediyoruz ve son 52 yılının çatışmalı bir süreç olarak karşımıza çıktığı bir durum söz konusuydu. Bu 52 yıllık süreç içerisinde aslında üzerinde durabileceğimiz, saatlerce konuşup tartışabileceğimiz birçok boyutu vardı. Yani kan dökülmesinden tutun, gözaltılara, faili meçhul cinayetlere, asit kuyularına, beyaz Toroslara, göç ettirme politikalarına, köylerin yakılmasına kadar birçok sorunla Kürt halkı karşı karşıya geldi. Ama tüm bu inkâr, imha, asimilasyon politikalarına rağmen çok direngen bir halk gerçekliği de açığa çıktı. Bugün bu 52 yıllık savaşın sonlanması için Türkiye’de yeni bir kapı aralandı. Bu yeni kapıyla birlikte Türkiye’de barış umutlarının tekrar yeşerdiği bir süreçten geçiyoruz. Bunun öncülüğünü de Abdullah Öcalan yaptı. Sizler de biliyorsunuz, 27 Şubat’ta tarihi bir çağrı gerçekleştirdi. O çağrıyla birlikte barış ve demokratik toplum çağrısı olarak nitelendirdiği süreç farklı bir evreye girdi. Artık silahların yerini demokratik siyasetin alacağı, bunun için de gerekli yasal ve hukuki zeminin oluşturulacağı bir döneme geçtik. Silahlı mücadelenin sonlandırılması ile birlikte açığa çıkacak olan sürecin demokratik siyaset ve hukuk zemininde yürütülmesi gerektiği vurgulandı. Hareketi de hemen akabinde ateşkes ilan etti, sonra kongresini gerçekleştirdi ve en son ayın 11’inde Süleymaniye’de bir merasim yapıldı. Orada silahların yakıldığı bir törenle hepimiz şahit olduk” dedi.
“SOMUT ADIMLARIN ATILMASIYLA SÜREÇ DAHA HIZLI İLERLEYEBİLİR”
Somut adımların atılması gerektiğini ve her kesimin bu sürece destek vermesi gerektiğinin altını çizen Sayyiğit, “Bu adımlar tarihi, somut ve gözle görülür adımlar. Tabii ki Kürt halkı, dostları ve demokratik kitle örgütleri devlet kanadından da somut adımlar atılmasını bekliyor. Meclis çatısı altında bir komisyonun kurulması kıymetli ama komisyon ağır işliyor. Şu ana kadar gözle görülür, somut herhangi bir adım yok. Tarafların ve sivil toplum kuruluşlarının dinlenmesi önemli ama halkın kafasında ciddi soru işaretleri var. Biz DEM Parti olarak yaklaşık 2000 halk toplantısı gerçekleştirdik. İnsanların kafasındaki soru işaretleri şunlardı: “Biz devlete güveniyor muyuz? 2013-2015 sürecindeki gibi bir süreç mi olacak? Yine kandırılır mıyız?” Bu soru işaretlerinin giderilmesi için devletin daha gözle görülür çalışmalar yapması gerekiyor. Ama halen ağır işleyen bir süreçten bahsediyoruz. Umuyoruz ki yeni yasama döneminde daha somut, insanların kafasındaki soru işaretlerini giderecek adımlar atılır. Ama şunu da ifade etmek lazım: Biz her şeyi TBMM’deki komisyona da bırakamayız. Her birimiz demokratik toplumun inşası noktasında özne olarak görmeliyiz kendimizi. İster milletvekili, ister STK temsilcisi, ister yurttaş olalım; barışın inşası için sorumluluk almak zorundayız. Toplumun da istediği bu. Bu sürecin olumluya evrilmesi için biraz zaman gerekse de somut adımların atılmasıyla süreç daha hızlı ilerleyebilir” diye konuştu.
“BARIŞÇIL ÇÖZÜM SADECE KÜRTLERE DEĞİL, TÜM TÜRKİYE’YE KAZANDIRACAK”
Barışın tüm ülkeye kazandıracağını belirten Sayyiğit, “Bizim herhangi bir görüşme talebimiz olmadı. Onların da şu ana kadar herhangi bir görüşme talebi olmadı. Zaten hali hazırda bu çalışmaları yürüten bir komisyon var. Tüm siyasi partilerin bulunduğu, İYİ Parti hariç temsilin olduğu bir komisyon işliyor. En son Fethi Yıldız’ın attığı bir tweet vardı. Bu komisyonun işin muhatabıyla görüşmesi gerekiyor. Muhatap da İmralı Cezaevi’ndeki Sayın Abdullah Öcalan’dır. Birebir görüşme olduğu zaman muhataplar daha net ve şeffaf bir şekilde ortaya koyabilirler. Ben bir Kürt kadını ve yurttaşı olarak daha somut adımlar atılmasını bekliyorum. Bu siyasi kimliğimden bağımsız. Bunu sadece Kürtler için değil, Türkiye’deki tüm halklar için talep ediyoruz. Çünkü bu savaşın ağır bilançosunu sadece Kürtler yaşamadı. Ekonomik krizler de Kürt sorununa yaklaşımın bir sonucu oldu. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü sadece Kürtlere değil, tüm Türkiye’ye kazandıracak. Toplumun %70’i de bu sürece sıcak bakıyor. Devletten samimiyet bekliyoruz. Ama şu ana kadar yapılan çalışmalar ağır ilerliyor ve elle tutulur bir şey yok. Bundan sonraki süreçte komisyonun daha hızlı çalışması ve öncelikli olarak Sayın Abdullah Öcalan’la görüşmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“ÇÖZÜMÜN REÇETESİ ORTADA”
Silahsız Türkiye sürecine ilişkin reçetenin belli olduğunu kaydeden Sayyiğit, “Komisyon yeni bir anayasa yapmayacak ama Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorunun çözümü için önemli bir rol oynayacak. Biz her süreci belki tarihi olarak değerlendiriyoruz ama bu süreç gerçekten kıymetli bir süreç ve büyük bir şans. Bu şansın değerlendirilmesi gerekiyor. Bunun için devlet aklının farklı bir yaklaşım ortaya koyması lazım. Çünkü şimdiye kadarki inkâr ve imha politikaları Kürtleri bitirmedi. Kürtler kimliğinden, dilinden, kültüründen vazgeçmedi. Bundan sonra da vazgeçmeyecekler. O yüzden Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesi sadece Kürtlere değil, Türkiye’deki bütün halklara kazandıracak. Ben bunu büyük bir şans olarak görüyorum. Bu barış umudunun hakikate evrilmesi gerekiyor. Bunun için herkesin sorumluluk alması lazım. Bizler her zaman hazırız. Sadece elimizi değil, tüm bedenimizi taşın altına koymaya hazırız. Şimdi şöyle ifade edelim: Bu çok bilinmeyenli bir denklem değil. Her şey ortada. Sayın Öcalan her defasında buna hazır olduğunu, sorumluluk alacağını söylüyor. Hareketi de somut adımlar attı. Bundan sonra işin asıl muhatabı Sayın Öcalan’dır. Eğer yeni bir süreç açığa çıktıysa, bu çözüm sürecinin muhatabı dinlenmek zorunda. Çözümün reçetesi ortada, barışın reçetesi ortada. Bu reçeteyi oluşturan muhatapla da görüşülmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.