Van’da görev yapan kadın gazeteciler, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla hem meslek hayatında karşılaştıkları zorlukları hem de kadınların toplumdaki vazgeçilmez rolünü anlattı. Gazeteciler, 8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü değil, aynı zamanda kadınların eşitlik ve hak mücadelesinin simgesi olduğuna dikkat çekti.
Van’da kamuoyunun doğru ve hızlı bilgilendirilmesi için sahada aktif rol üstlenen kadın gazeteciler, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında mesleki deneyimlerini ve toplumsal mesajlarını paylaştı. Haberin mutfağında ve sahasında emek veren kadın gazeteciler, kadınların toplumun her alanında daha görünür olması gerektiğini vurguladı.
“ÖNYARGILARA RAĞMEN MESLEĞİMİ SEVGİYLE YAPIYORUM”
Van 65 Haber Gazetesi Muhabiri Merve Parlak İşler, gazeteciliğin hem keyifli hem de zorlayıcı yanları olduğunu belirterek, toplumdaki algıya dikkat çekti. İşler, gazetecilik mesleğinin hâlâ büyük ölçüde erkek egemen bir alan olarak görüldüğünü ifade ederek şu değerlendirmede bulundu: “Kadın gazeteci olmak bir yandan çok güzel ve keyifli, ancak diğer yandan belki de dünyanın en zor mesleklerinden biri. Çünkü gazetecilik hâlâ daha çok erkek mesleği olarak görülüyor. Gittiğimiz haberlerde önyargı ve tepkilerle karşılaşabiliyoruz. Ancak tüm bu zorluklara rağmen mesleğimi büyük bir sevgiyle yapmaya devam ediyorum; çünkü gazeteciliğin topluma katkısına inanıyorum. Bu vesile ile tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar gününü kutluyorum.”
“KADIN ANNEDİR, EMEKTİR, ÜRETENDİR”
Van Ulusal Haber Muhabiri Şilan Hacıyusufoğulları ise gazeteciliğin gerçeğin peşinden gitme mesleği olduğunu belirterek kadınların toplumdaki yerinin önemine vurgu yaptı. Kadınların toplumun her alanında daha görünür olması gerektiğini ifade eden Hacıyusufoğulları, şu sözleri kaydetti: “Kadınların toplumun her alanında daha görünür olduğu, emeğinin değer gördüğü ve eşit fırsatlara sahip olduğu bir dünya diliyorum. 8 Mart sadece bir kutlama günü değil; kadınların mücadelesini ve dayanışmasını hatırlatan anlamlı bir gündür. Ancak kadınlar yalnızca bir gün hatırlanmamalıdır. Çünkü kadın annedir, emektir, üretendir; kısacası kadın hayatın ta kendisidir.”
GAZETECİLİK BÜYÜK SORUMLULUK TAŞIYOR
Şehrivan Gazetesi muhabiri Fatma Nur Polatcan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kadın gazetecilerin hem meslek hayatında hem de toplum içinde önemli bir mücadele verdiğini belirterek, kadınların her alanda daha görünür olması gerektiğini vurguladı.
Van’da doğan ve yaklaşık beş yıldır sahada aktif gazetecilik yapan Polatcan, gazeteciliğin kamuoyunun doğru ve tarafsız bilgiye ulaşması açısından büyük bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Şu anda Şehrivan Gazetesi’nde görev yapan Polatcan, manşet haberleri hazırladığını, özel haberler ürettiğini ve saha röportajları gerçekleştirdiğini belirterek özellikle toplumsal konular, kadın hakları ve bölgesel gelişmeler üzerine çalışmalar yaptığını dile getirdi.
YEREL MEDYA BÜYÜK ZORLUKLARLA MÜCADELE EDİYOR
Gazetecilik mesleğinin son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de ciddi zorluklarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Polatcan, basın özgürlüğüne yönelik baskılar, ekonomik zorluklar, dezenformasyon ve mesleki güvencesizlik gibi sorunların gazeteciliği daha da zor hale getirdiğini ifade etti. Polatcan, özellikle basın özgürlüğü konusunun gazetecilik mesleğinin en temel meselelerinden biri olduğunu belirterek, gazetecilerin zaman zaman siyasi baskılar, sansür ve oto sansür gibi durumlarla karşılaşabildiğini, bunun da kamuoyunun doğru bilgiye ulaşmasını zorlaştırdığını kaydetti.
DEZENFORMASYON EN BÜYÜK SORUNLARDAN BİRİ
Yerel medyanın yaşadığı sorunlara da dikkat çeken Polatcan, yerel gazeteciliğin toplumun gerçek sorunlarını görünür kılan ve halkın sesini duyuran önemli bir alan olduğunu belirtti. Ancak maddi kaynak yetersizliği, sınırlı imkânlar ve personel eksikliği gibi nedenlerin yerel basını zor durumda bıraktığını ifade eden Polatcan, buna rağmen yerel gazetecilerin bulundukları kentlerin sorunlarını gündeme taşımaya ve kamu adına sorumluluklarını yerine getirmeye devam ettiğini söyledi. Dijitalleşmeyle birlikte ortaya çıkan dezenformasyon sorununun da gazeteciliğin karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri olduğunu vurgulayan Polatcan, sosyal medya aracılığıyla hızla yayılan yanlış bilgilerin gazeteciliğe duyulan güveni zedelediğini ifade etti. Bu nedenle doğrulanmış bilgiye dayalı, etik ilkelere bağlı ve sorumlu haberciliğin her zamankinden daha önemli hale geldiğini belirtti.
EKONOMİK ZORLUKLAR GAZETECİLERİ ETKİLİYOR
Gazeteciliğin aynı zamanda ekonomik açıdan da zor bir meslek haline geldiğini dile getiren Polatcan, düşük ücretler, yoğun çalışma temposu ve güvencesiz çalışma koşullarının özellikle genç gazeteciler için mesleği daha da zorlaştırdığını ifade etti. Buna rağmen birçok gazetecinin kamu yararı için çalışmaya ve gerçeğin peşinden gitmeye devam ettiğini belirtti.
KADIN GAZETECİLER ÇİFTE MÜCADELE VERİYOR
Kadın gazetecilerin ise tüm bu zorlukların yanı sıra cinsiyet temelli ayrımcılıkla da karşı karşıya kalabildiğini söyleyen Polatcan, sahada görev yaparken ya da haber merkezlerinde kadın olmanın getirdiği ek zorluklarla mücadele eden kadın gazetecilerin büyük bir özveriyle mesleklerini sürdürdüğünü ifade etti. Kadınların gazetecilikte daha görünür olmasının hem mesleğin gelişmesi hem de toplumsal eşitliğin güçlenmesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Polatcan, tüm zorluklara rağmen gazeteciliğin toplumun doğru bilgiye ulaşması için vazgeçilmez bir meslek olduğunu belirterek özellikle yerelde çalışan gazetecilerin sınırlı imkânlara rağmen halkın sorunlarını görünür kılmak ve kamuoyunu bilgilendirmek için önemli bir sorumluluk üstlendiğini dile getirdi.
“KADIN GAZETECİLER GÖRÜNMEZ BİR MÜCADELE VERİYOR”
Gazeteci Zerrin Sargut ise meslek hayatına dair deneyimlerini ve gazetecilikte karşılaşılan zorlukları şu sözlerle anlattı: “Gazeteciliğe 2022 yılında Ankara’da Mezopotamya Ajansı’nda başladım. Mesleğin ilk yıllarında sahada olmayı, gerçeğin peşinden gitmeyi öğrendim. Bu süreçte Türkiye’nin birçok kentinde kadın ve çevre odaklı habercilik üzerine çalıştım. Tunceli, Diyarbakır, Elazığ, Van, Iğdır, İzmir, Adıyaman ve Eskişehir gibi şehirlerde kadınların yaşadığı sorunları, doğa talanını ve toplumsal meseleleri yerinde takip ederek haberleştirdim. Daha sonra Iğdır’da yerel bir gazetede, ardından İstanbul’da yerel bir medya kuruluşunda çalıştım. Yaklaşık bir yıldır ise kendi kentim olan Van’da gazetecilik yapıyorum. Ancak gazetecilik benim için sadece haber yazmak değil, aynı zamanda birçok baskı ve engelle mücadele etmek anlamına da geliyor. Türkiye’de gazetecilik özellikle son yıllarda giderek daha zor bir meslek haline geldi.”
“KADIN OLUŞUMUZ NEDENİYLE BASKI HİSSEDEBİLİYORUZ”
Sargut, medya alanında kadın gazetecilerin hem mesleki hem de toplumsal baskılarla karşı karşıya kaldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Medya kuruluşları üzerindeki siyasi ve ekonomik baskılar, gazetecilerin çalışma alanını daraltırken, özellikle bağımsız ve muhalif gazetecilik yapan gazeteciler için ciddi bir ambargo ortamı yaratıyor. Kadın gazeteci olarak bu baskılar çoğu zaman daha da ağır hissediliyor. Sahada haber takibi yaparken yalnızca gazetecilik faaliyetimiz nedeniyle değil, kimliğimiz ve kadın oluşumuz nedeniyle de baskı hissedebiliyoruz. Medya kuruluşları içinde de eşitsizlikler devam ediyor. Kadın gazeteciler çoğu zaman karar mekanizmalarının dışında bırakılıyor, haber merkezlerinde erkek egemen bir dil ve yaklaşım hâkim olabiliyor. Aynı işi yapan kadın gazeteciler daha düşük ücretlerle çalıştırılabiliyor ya da daha güvencesiz koşullarda mesleklerini sürdürmek zorunda kalabiliyor.”
“KADIN GAZETECİLER İÇİN MÜCADELE BİR GÜNE SIĞMIYOR”
Gazetecilik mesleğinin ekonomik koşullar nedeniyle de zorlaştığını belirten Sargut, kadın gazetecilerin görünmeyen bir mücadele verdiğini ifade etti: “Bunun yanında Türkiye’deki ekonomik kriz de gazeteciliği doğrudan etkiliyor. Birçok medya kurumu küçülürken, gazeteciler düşük ücretlerle ve sınırlı imkânlarla çalışmak zorunda kalıyor. Özellikle yerel basında çalışan gazeteciler için bu durum daha da ağır. Tüm bu baskıların ortasında kadın gazeteciler yalnızca haber üretmeye çalışmıyor; aynı zamanda görünmez bir mücadele de veriyor. Ayrımcılığa, ekonomik yetersizliklere ve erkek egemen anlayışa rağmen sahada kalmaya çalışıyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, bu mücadeleyi hatırlamak için önemli bir gün. Ama kadın gazeteciler için mücadele bir güne sığmıyor. Her haber takibinde, her manşette, her sahada yeniden başlıyor. Çünkü kadınlar bu meslekte yalnızca var olmak için bile erkeklerden daha fazla mücadele etmek zorunda kalıyor. Gerçek anlamda özgür ve güçlü bir medya ancak kadınların eşit şekilde söz sahibi olduğu bir ortamda mümkün olabilir.”