Van Barosu’nun da aralarında bulunduğu 15 baro, son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin ortak bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, ifade özgürlüğünün sistematik biçimde daraltıldığı, barışçıl protesto hakkının keyfi müdahalelerle engellendiği ve nefret söylemlerinin toplumsal şiddeti besleyen tehlikeli bir zemine dönüştüğü vurgulandı. Barolar, yaşanan olayların demokratik toplum düzeni açısından ciddi kaygı yarattığını belirtti.

“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE TAHAMMÜLSÜZLÜK ARTIYOR”

Ortak açıklamada, Kocaeli’de bir sağlık çalışanının simgesel “saç örme” eylemi nedeniyle gözaltına alınması örnek gösterilerek, düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik tahammülsüzlüğün geldiği noktaya dikkat çekildi. Bu tür simgesel ve barışçıl eylemlerin suç unsuru gibi değerlendirilmesinin demokratik toplum düzeniyle bağdaşmadığı ifade edildi. Açıklamada, ifade özgürlüğünün yalnızca çoğunluğun benimsediği düşünceler için değil, eleştirel ve aykırı ifadeler için de geçerli olduğu vurgulandı.

BARIŞÇIL PROTESTOLARA MÜDAHALE ELEŞTİRİSİ

Barolar, Rojava’da yaşanan insan hakları ihlallerine dikkat çekmek amacıyla birçok ilde düzenlenen barışçıl protestolara yönelik müdahaleleri de eleştirdi. Bu müdahalelerin; kötü muamele iddiaları, orantısız güç kullanımı ve hukuka aykırı gözaltı işlemleriyle birlikte ciddi hak ihlallerine dönüştüğü ifade edildi. Anayasa ile güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının, şiddet içermeyen eylemler bakımından bu denli kolay sınırlandırılmasının kabul edilemez olduğu belirtildi.

Açıklamada ayrıca, gözaltı sürecinde kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturulmamasının cezasızlık algısını güçlendirdiği, tutuklamalarda ölçülülük ilkesinin gözetilmediği ve özellikle suça sürüklenen çocuklara (SSÇ) yönelik tutuklamalarda kanunda yeri olmayan gerekçelerin kullanıldığı yönündeki endişelere yer verildi.

NEFRET SÖYLEMİ VE ŞİDDET UYARISI

Mersin’de Kobanili bir gencin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan saldırıya da değinilen açıklamada, nefret dili ve hedef göstermenin nasıl ölümcül sonuçlar doğurabildiğine dikkat çekildi. Ayrımcı ve dışlayıcı söylemlerin bireyleri açık hedef haline getirdiği, yaşanan şiddetin münferit değil, körüklenen nefret ikliminin bir sonucu olduğu vurgulandı.

“HUKUKA AYKIRI MÜDAHALELERE SON VERİLMELİ”

Bölge baroları olarak; ifade özgürlüğüne ve barışçıl protesto hakkına yönelik hukuka aykırı müdahalelere son verilmesi, Rojava protestolarındaki gözaltı ve kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturulması çağrısında bulunuldu. Barolar, nefret söylemi ve şiddeti meşrulaştıran her türlü dilin karşısında olduklarını bir kez daha vurguladı.

Ortak açıklamaya imza atan barolar şunlar oldu: Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Dersim, Diyarbakır, Iğdır, Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van Barosu.

Kaynak: HABER BÜLTENİ