Baro açıklamasında, AİHM Büyük Dairesi’nin Türkiye’nin itirazını reddetmesiyle Demirtaş kararının kesinleştiğini hatırlatarak, bu kararın yalnızca bireysel bir başvuru sonucu olmadığını, aynı zamanda uzun süredir devam eden tutukluluğun hukuka aykırılığını tescillediğini belirtti.
“Bu karar, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve hukuki güvenlik ilkelerinin işlerliği açısından büyük önem taşımaktadır.”
Van Barosu, hukukun üstünlüğü ilkesinin devletin tüm organlarını bağladığını ve keyfiliğin önlenmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, yargı kararlarının evrensel hukuk normları ve uluslararası yükümlülüklerle uyumlu şekilde uygulanmasının zorunluluğuna dikkat çekildi.
Açıklamada ayrıca, hukuki güvenlik ilkesinin bireylerin hukuk düzenine güven duymasını gerektirdiği ifade edilerek şu ifadelere yer verildi: “Bu ilkenin zedelenmesi, yalnızca bireylerin değil, tüm toplumun adalet duygusunu ve demokratik düzene olan inancını sarsar.”
Van Barosu, AİHM kararlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesi gereği bağlayıcı olduğunu, Anayasa’nın 90. maddesinin ise temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelere kanunların üstünde bir statü tanıdığını hatırlattı. “AİHM’in kesinleşen kararı doğrultusunda Selahattin Demirtaş ve arkadaşlarının derhal tahliye edilmesi hem uluslararası hukukun hem de iç hukukun gereğidir.” Van Barosu, açıklamasının sonunda tüm yargı mercilerini, AİHM kararını gecikmeksizin uygulamaya ve Selahattin Demirtaş ile diğer başvurucuların derhal serbest bırakılmasını sağlamaya davet etti.