DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan, “Sevgili Sırrı Süreyya Önder, sen sadece bir yazar, sanatçı ve siyasetçi değildin: milyonlar için kendi hikayelerinin bir parçasıydın. Hastalığın bile toplumu birleştiren bir bağ oldu; Gözyaşı dinmeyen anneler için çabaladın, yüzlerde tebessüm aradın. Barış ve demokratik toplum özlemini yüreğinde taşıdın. “Başaracağız, barışacağız” diyordun; biz de sana söz—vallahi billahi bu kez mutlaka başaracağız. Barışı senin adınla yaşatacağız” dedi.
SIRRI SÜREYYA ÖNDER KİMDİR?
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, geçirdiği kalp krizinin ardından alındığı yoğun bakımda 3 Mayıs Cumartesi günü hayatını kaybetti.
Önder, Türkiye siyasetinin en kendine has isimlerinden biri olarak tanınıyordu.
2013 ile 2015 yılları arasındaki "çözüm sürecinde" önemli rol oynayan Önder, son aylarda PKK lideri Abdullah Öcalan ve hükümet ile görüşmeler yürüten İmralı heyetinde de yer alıyordu. Önder; milletvekilliği dışında senarist, yönetmen ve yazar kimlikleriyle de biliniyordu.
'KÜRTLER ARASINDAKİ BİR TÜRK'
Sırrı Süreyya Önder, kendi anlatımıyla 1962'de kentteki birkaç sosyalist aileden birinin çocuğu olarak Adıyaman'da dünyaya geldi. Sekiz yaşındayken kaybettiği babası, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Adıyaman örgütünün kurucularındandı. Dayısı ise Nurculuk hareketinin kurucusu Said-i Nursi'nin "talebesiydi". Çevresindeki hemen hemen herkesin ana dilinin Kürtçe olduğu Adıyaman'da, Türkmen bir ailenin mensubuydu.
Anlattığına göre, orta öğretim yıllarında, babasından kalan bazı edebiyat kitaplarını bulup okumaya başlamasıyla sol fikirlere yöneldi.
Gençliğinde devrimci, sosyalist gruplar içinde yer aldı.
1978 yılında Adıyaman Lisesi'nde öğrenciyken Maraş Katliamı'nı protesto için düzenlenen bir gösteriye katıldığı için tutuklandı. Bu ilk tutuklanması olacaktı.
CEZAEVİNDE GEÇEN GENÇLİK YILLARI
Liseyi bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni kazanıp başkentin yolunu tuttu. Burada "devrimci siyaset" içinde yer almaya devam etti. 12 Eylül 1980 darbesi olduğunda 18 yaşındaydı. Ertesi yıl siyasi çalışmalarından dolayı gözaltına alındı, işkence gördü ve Mamak Cezaevi'ne gönderildi. Yedi yıl hapis yattı. Cezaevinden sonra değişmiş bir Türkiye'de dışarı çıktı. İstanbul'a giderek kamyon şoförlüğü dahil çeşitli işlerde çalıştı. Bir dönem yurt dışında kaldı.
SİNEMA VE YAZARLIKLA TANINMASI
Babasını kaybettikten sonra kentin tek fotoğrafçısında çırak olarak çalışmaya başlaması, fotoğrafçılık ve dolaylı olarak sinemaya adım atmasını sağlamıştı. Anlattıklarına göre sinemaya, okumaya, yazmaya ilgisi hep yoğun oldu. Cezaevi süreci sonrası bir yandan farklı işlerde çalışırken bir yandan da sinema ve yazarlığa ilgisini sürdürdü. Bu dönemde edebi metinler kaleme aldı. Barış Pirhasan'ın senaryo kursuna katıldıktan sonra senaryo yazarlığına yoğunlaştı. 2006'da "Beynelmilel" filminin senaryosunu yazdı. Filmin yönetmenlerinden de biriydi.
Önder'in hayatından esintiler taşıyan ve kendisinin de küçük bir rol oynadığı film, farklı festivallerde beğeni kazandı. Bunu 2008'deki "O… Çocukları" filminin senaryosu izledi.
"Emret Komutanım", "Sis ve Gece", "Ada: Zombilerin Düğünü", "F Tipi Film", "Ejder Kapanı", "Mar", "Düğün Dernek" ve "Yeraltı" gibi filmlerde senarist, yönetmen, senaryo danışmanı ve oyuncu olarak yer aldı.
TV PROGRAMLARI VE KÖŞE YAZILARIYLA ARTAN İLGİ
Türkiye kamuoyu artık onun adını duymaya başlamıştı. 2010'da Birgün ve ardından Radikal gazetesinde köşe yazıları yazdı. Önder, "farklı bir solcu profili" çiziyordu.
İslamcı-muhafazakâr kesimle de diyalog geliştirebilen biriydi. Bu kesimin TV'lerine çıkıyor, gazetelerine röportaj veriyordu.
Özellikle Ülke TV'de yayımlanan "Meksika Sınırı" programında konuk ve Kanal 24'teki "Kafa Dengi" programında programcı olarak performansı, muhafazakâr çevrelerde de dikkat çekmesi açısından önemli oldu.
ÖNDER PARLAMENTODA
2011'de ise hayatı parlamenter siyasete doğru evrildi. Önder, o yıl yapılan genel seçimlerde Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloku'nun bağımsız adayı olarak İstanbul milletvekili seçildi. Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) saflarında yerini aldı.
2013'te, Kürt siyasetini ve Türkiye'nin sol muhalefetini aynı çatı altında birleştirmeyi hedefleyen Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) kurulmasıyla daha da önemli bir isim haline geldi. HDP'nin eş genel başkan yardımcısı oldu. HEP'ten HDP'ye 28 yılda yaşananlar
İMRALI, KANDİL, DOLMABAHÇE…
Sırrı Süreyya Önder, Türkiye'de 2013-2015 arasındaki "çözüm süreci" olarak adlandırılan dönemin en önemli isimlerden biriydi.
2013-2015 ARASINDAKİ ÇÖZÜM SÜRECİNDE NELER YAŞANDI?
PKK lideri Abdullah Öcalan'ın hapis yattığı İmralı Cezaevi'ne ve Kandil Dağı'na giden ekipler içinde yer aldı. Avrupa'da PKK'ya yakın bir yayınevi tarafından İmralı görüşmelerinin tutanakları olduğu iddiasıyla yayımlanan kitaptaki diyaloglar, Önder'in bu görüşmelerde önemli bir rol oynadığına işaret ediyordu.
2013'te Diyarbakır'daki Nevruz kutlamalarında Öcalan'ın "Silahlı unsurlarımız sınır ötesine çekilsin" çağrısını yaptığı mektubunun Türkçe metnini okuyan Önder'di. 2014 ve 2015'teki Nevruz kutlamalarında Öcalan'ın yolladığı mektupların Türkçesini okuyan da yine o oldu.
'AFEDERSİNİZ TÜRK'ÜM'
Bu süreçte Önder artık genel kamuoyunda çok iyi tanınan bir isim olmuştu. Onun siyasi tartışmalardaki esprili konuşma tarzı da bunu besliyordu. 2014'teki Çankaya resepsiyonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın "Siz nerelisiniz?" diye sorduğu Önder'in, "Adıyamanlıyım, çok afedersiniz Türk'üm, tedavi oluyorum" yanıtını vermesi ve esprinin Erdoğan çiftini güldürmesi gibi haberler sürekli medyada yer buluyordu.
"Çözüm sürecinin" en üst noktası Dolmabahçe toplantısı oldu. 28 Şubat 2015'te dönemin Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ile HDP'nin İmralı heyeti arasında yapılan görüşme sonrasında bir metin açıklandı. 10 maddelik başlıkları okuyan Önder'di.
Bu süreçte Önder, 2014 yerel seçimlerinde HDP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldu ancak oyu yüzde 4,7'de kaldı.
ÇÖZÜM SÜRECİNİN SONLANMASI VE HAPİS YOLU
HDP 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde Türkiye çapında meclise girebilmek için yüzde 10 barajını aştı.
Parti, yüzde 13'ten fazla oyla 80 milletvekili çıkararak AKP'nin meclis çoğunluğunu elde etmesini engellemiş oldu.
Önder bir yıl önce yerel seçimlerdeki kampanyasında, muhalefetteki CHP'yi iktidar partisi AKP'den daha çok hedef aldığı için eleştirilmişti.
Ancak 7 Haziran gecesi Ankara'daki HDP Genel Merkezi'nde "emanet oy" olarak tarif edilen ve Batı'daki CHP tabanından geldiği belirtilen oylara teşekkür eden ilk isim o oldu. Ancak HDP cephesindeki iyimser hava kısa sürdü. Koalisyon arayışları sonuçsuz kaldı ve Türkiye 1 Kasım'da yeniden seçime gitti.
7 Haziran - 1 Kasım 2015 seçimlerine giden süreçte ve sonrasında Türkiye'de neler yaşandı?
Bu arada "çözüm süreci" sonlandı ve Türkiye siyasi çalkantıların yaşandığı bir döneme girdi. Bu dönemde HDP'nin siyaset alanı daralırken Önder gibi partinin önde gelen isimlerinin etkisi de azaldı. 15 Temmuz 2016 darbe girişimini takip eden olağanüstü hal döneminde HDP'li yöneticiler ve milletvekilleri de tutuklanmaya başladı. Önder de 6 Aralık 2018'de "terör propagandası yapmak" suçlamasıyla tutuklandı. 4 Ekim 2019'da serbest bırakıldı
Kandıra'daki cezaevine kendisi giden Önder, girişte gazetecilere yaptığı açıklamada, "Yaşananlar iç karartıcı gibi gözükse de güzel günler bütün ülke için yakındır aslında. Ettiğimiz her laf, yürüttüğümüz bütün çabalar onurumuzdur" dedi.
Cezaevinden çıktığında ise ilk sözlerinden biri şu oldu: "Ne zaman ülke topyekun demokratikleşme, barış yolunda adım atarsa sevincimizi o zaman yaşayabiliriz."
YENİDEN İMRALI HEYETİNDE
17 Mart 2021'de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açtığı HDP'yi kapatma davası kapsamında hakkında beş yıl siyaset yasağı talep edilen isimler arasında yer aldı.
Kobani davasında yargılanacak ve Mayıs 2024'te beraat edecekti. Kobani Olayları: 6-8 Ekim 2014'te ve sonrasında neler yaşandı? 2023 genel seçimlerinde DEM Parti'den 28. dönem İstanbul Milletvekili seçildi. Aynı zamanda TBMM Başkanvekili olan Önder, yönettiği oturumlardaki esprili dili ve hazır cevaplığıyla dikkat çekti. MHP lideri Devlet Bahçeli, 22 Ekim 2024'te Abdullah Öcalan'a "örgütü lağvet, Meclis'te DEM Parti grubunda konuş" çağrısı yaptı. Önder, bu açıklamanın ardından başlayan süreçte PKK lideri Abdullah Öcalan ve hükümet ile görüşmeler yürüten İmralı heyetinde yer aldı. Fotoğraf altı yazısı,DEM Parti'nin İmralı heyetinde yer alan Önder, 10 Nisan Perşembe günü Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmüştü.
Bazı sağlık sorunlarını olduğunu kamuoyuna duyuran Önder bununla birlikte tüm konuşmalarında "barış için çalışmaya devam etme" mesajı verdi. Önder, 15 Nisan Salı akşamı geçirdiği kalp krizinin ardından hastaneye kaldırıldı. Florence Nightingale Hastanesi'nden yapılan açıklamada, 62 yaşındaki Önder'in bu hastaneye nabızsız bir şekilde getirildiği ve müdahalelerle yeniden dolaşım sağlandığı belirtildi. Aort damarında yırtığın teşhis edilmesiyle saat 23.35'te acil olarak ameliyata alınan Önder'e 12 saat süren operasyonla by-pass ve aort greftleme işlemleri yapıldı ancak Önder'in hayati tehlikesi devam etti. 3 Mayıs Cumartesi günü saat 16:10'da Önder'in çoklu organ yetmezliğine bağlı olarak hayatını kaybettiği açıklandı.




