Van, eşsiz doğası, köklü tarihi ve kültürel zenginlikleriyle Türkiye’nin en değerli şehirlerinden biri olmasına rağmen, turizmde hak ettiği noktaya bir türlü ulaşamıyor. Doğa sever Doğan Çelik, kentin turizm algısının yıllardır yalnızca Akdamar Adası ve Van Kalesi üzerinden şekillendiğini, oysa Van’ın bundan çok daha fazlasını sunduğunu ifade etti.
Urartu medeniyetinden Selçuklu ve Osmanlı’ya kadar uzanan tarihi mirasıyla Van, hoşgörü ve çok kültürlülüğün izlerini taşıyor. Hoşap Kalesi, Çavuştepe Kalesi, Ayanis Kalesi gibi Urartu eserleri, Halime Hatun Kümbeti, Hüsrev Paşa Camii, Kaya Çelebi Camii gibi Osmanlı mirasları ile Van Müzesi’nde sergilenen arkeolojik eserler kentin binlerce yıllık geçmişine ışık tutuyor.
Bunun yanında Van Gölü’nün büyüleyici maviliği, sodalı suyuyla dünyada eşine az rastlanan bir ekosistem oluştururken, Bendimahi Şelalesi, Muradiye Şelalesi, Artos Dağı, Nemrut Krater Gölü ve Erciş’in doğal güzellikleri doğaseverlerin ilgisini çekiyor. Kış turizmi açısından da Abalı Kayak Merkezi, Van’ın farklı bir potansiyeli olarak öne çıkıyor.
Tüm bu tarihi ve doğal değerlerine rağmen, Van’ın turizmde yeterince tanıtılmadığını belirten Doğan Çelik, “Ne yazık ki kentimizin zenginlikleri gerektiği gibi öne çıkarılmıyor. Yatırım, tanıtım ve planlama eksiklikleri nedeniyle Van turizmde hak ettiği konumda değil. Eğer yerel yöneticiler, kurumlar ve turizm temsilcileri ortak bir vizyonla hareket ederse Van, sadece bölgesel değil uluslararası ölçekte de cazibe merkezi olabilir” dedi. Çelik ayrıca, turizm yatırımlarının artırılması, festivallerin ve etkinliklerin ulusal çapta tanıtılması, tarihi alanların daha iyi korunması gerektiğini vurguladı.