Van’da meydana gelen 5,1 büyüklüğündeki depremin ardından uzmanlardan dikkat çeken açıklamalar geldi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Hamdi Alkan, bölgede kısa vadede 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem beklenmediğini ancak zemin yapısı nedeniyle riskin devam ettiğini vurguladı.
Türkiye’nin deprem gerçeğiyle sık sık yüzleşen şehirlerinden biri olan Van, birçok aktif fay hattının kesişim noktasında bulunuyor. Özellikle şehir merkezinin büyük bölümünün, geçmişte Van Gölü sularının çekilmesiyle oluşan yumuşak zemin üzerinde yer alması, olası sarsıntıların etkisini artırıyor. Uzmanlara göre kayalık zeminler sarsıntıyı daha az iletirken, alüvyal ve gevşek yapıya sahip bölgelerde yapı güvenliği kritik önem taşıyor.
“GÖLÜN DOĞUSU DAHA YÜKSEK STRES ALTINDA”
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Hamdi Alkan, Van Gölü çevresinde çok sayıda aktif fay hattı bulunduğunu belirterek, özellikle doğu kesiminde daha yüksek stres birikimi gözlemlediklerini söyledi. Alkan, kuzeyde Çaldıran, güneyde ise Başkale, Saray ve Hasan Timur fay zonlarının bölge açısından önemli olduğunu ifade etti. Bu fayların, İran’daki Hoy ve Salmas fay zonlarıyla da etkileşim içinde olduğunu dile getirdi. Bilimsel değerlendirmelerde tek bir veriye bağlı kalmadıklarını vurgulayan Alkan, Coulomb stres analizi, sismik durgunluk, deprem derinlikleri ve odak mekanizması çözümleri gibi birçok parametreyi birlikte analiz ettiklerini belirtti. Bu analizlerin sonucunda, gölün doğusunun batısına göre daha stresli bir yapıya sahip olduğu tespit edildi.
“7’DEN BÜYÜK DEPREM BEKLEMEK DOĞRU DEĞİL”
Geçmiş büyük depremlerin tekrarlanma aralıklarını da değerlendirdiklerini belirten Alkan, kısa vadede bölgede 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem öngörmediklerini söyledi. Ancak bu durumun rehavete yol açmaması gerektiğinin altını çizdi.
ZEMİN UYARISI: ASIL RİSK YAPILAŞMADA
Alkan, Van şehir merkezinin jeolojik yapısına dikkat çekerek, özellikle göle yakın kesimlerde kalın alüvyal zeminlerin bulunduğunu ifade etti. Edremit’ten batıya doğru daha sağlam, metamorfik yapılar görülürken, Erciş çevresinde ise göle yakın alanlarda yumuşak zemin, uzaklaştıkça ise volkanik yapıların arttığı belirtildi. Uzmanlara göre, deprem riskinin en aza indirilmesi için en önemli unsur, yapıların güncel deprem yönetmeliğine uygun şekilde inşa edilmesi. Alkan, doğru mühendislik uygulamalarıyla zemin kaynaklı risklerin büyük ölçüde azaltılabileceğini ifade etti.