Van’ın İpekyolu ilçesi Alipaşa Mahallesi’nde bulunan Et ve Süt Kurumu (ESK) satış mağazası önünde, ucuz et alabilmek için sabahın erken saatlerinden itibaren uzun kuyruklar oluşuyor. Zaman zaman sıfırın altına inen soğuk havaya rağmen vatandaşlar, uygun fiyatlarla et alabilmek için saatlerce beklemek zorunda kalıyor.
Bir dönem hayvancılığın merkezlerinden biri olan Van’da vatandaşlar, son aylarda artan et ve tavuk fiyatlarına karşı çareyi ESK kuyruklarında arıyor. Satışlar saat 09.00’da başlamasına rağmen yurttaşların bir kısmı sabah namazının ardından, bir kısmı ise saat 05.00–06.00 civarında sıraya giriyor.
Bir zamanların tarım ve hayvancılık başkenti olan Van’da, son yıllarda verilen büyük çabaya rağmen hayvancılık zor bir dönemden geçiyor. Üretimin düştüğü, maliyetlerin yükseldiği kentte et fiyatları, üretimi olmayan bazı kentlerden dahi yüksek seviyelerde seyrediyor. Ardı ardına gelen zamlarla birlikte vatandaşın alım gücünü aşan et fiyatları cep yakarken, Türkiye’nin en pahalı etinin tüketildiği illerden biri haline gelen Van’da maliyetler neredeyse ikiye katlanmış durumda.
Artan fiyatlar nedeniyle ucuz et arayışına yönelen vatandaşların bir bölümü mahalle ve köylerde yapılan kesimlerden et temin etmeye çalışırken, büyük bir kısmı ise sabahın erken saatlerinden itibaren Et ve Süt Kurumu’nun Van satış ofisi önünde uzun kuyruklar oluşturuyor.
BİR DÖNEMİN HAYVANCILIK KENTİNDEKİ UCUZ ET KUYRUĞU ELEŞTİRİ ALIYOR
Soğuk havaya rağmen son günlerde onlarca metreyi bulan kuyruklar kentin gündemine otururken, son birkaç yıldır tekrar tekrar gündeme gelen bu durum hem yürek burkuyor hem de eleştiri alıyor. Van’da olmaması gereken görüntüler sürerken, konuyla ilgili eleştirilerini dile getiren iş insanı Şemsettin Bozkurt, Van’ın yıllar içinde hayvancılıkta geldiği noktaya dikkat çekti.
Yeni Doğu Gazetesi aracılığıyla kamuoyuna değerlendirmelerde bulunan Bozkurt, “Türkiye’nin en çok küçükbaş hayvan varlığına sahip kentlerinden birinde insanların soğuk havada et kuyruğunda beklemek zorunda kalması, üretimde nereden nereye geldiğimizi açıkça gösteriyor” diyerek yaşanan tabloya dikkat çekti.
BOZKURT: VAN, HAYVAN VARLIĞINA RAĞMEN ET KUYRUĞU YAŞIYOR
Kentin küçükbaş hayvan sayısının yıllar içinde önemli ölçüde düştüğünü vurgulayan Bozkurt, “Türkiye’nin en büyük küçükbaş hayvan rezervine sahip kentlerinden biri olan Van’dan söz ediyoruz. Aynı zamanda geniş ve verimli meralara sahip bir şehir. Ancak buna rağmen son 2-3 yıldır ortaya çıkan tablo son derece düşündürücü. 7’den 70’e, hatta 80-90 yaşındaki vatandaşlarımızın bile Et ve Süt Kurumu önünde eksi 5 derecelerde sabahın erken saatlerinden öğleye kadar beklemek zorunda kalması hepimizi üzüyor. İnsanlar yalnızca temel gıdaya daha uygun fiyatlarla erişebilmek için bu koşullara katlanıyor” dedi.
KIRSALDAN KENTE GÖÇ VAN’DA HAYVANCILIĞI ZAYIFLATTI
Kırsaldan kente göçün hayvancılık üzerindeki etkilerine de değinen Bozkurt, “Ekonomik nedenler, eğitim imkânları ve sosyal şartlar nedeniyle yıllar içinde birçok kişi doğal yaşam alanlarından uzaklaştı. Kırsaldan kente göç hızlandı ve insanlar daha ulaşılabilir olduğu için hizmet sektörüne yöneldi. Bu süreçte tarımdan ve hayvancılıktan uzaklaşmanın temel sebeplerinden biri olarak teşvik sisteminin yapısı da öne çıkıyor. Gelişmiş ülkelerde destekler daha çok nihai ürüne verilirken, bizde proje bazlı bir yaklaşım benimseniyor. Bu durum zaman zaman üretimden çok projeye odaklanan bir yapıyı beraberinde getiriyor” ifadelerini kullandı.
VAN’DA ET VE SÜT KURUMU ÖNÜNDEKİ KUYRUKLAR GÜNLÜK YAŞAMIN PARÇASI HALİNE GELDİ
Bozkurt, Van Et ve Süt Kurumu önünde oluşan kuyruklara ilişkin şunları söyledi:
“Her sabah yüzlerce insanımızın Et ve Süt Kurumu önünde eksi derecelerde saatlerce sıra beklemek zorunda kalması gerçekten üzücü bir tablo. 7’den 70’e, hatta 80-90 yaşındaki vatandaşlarımız bile sabah 05.00’ten itibaren uygun fiyatla et alabilmek için kuyruk oluşturuyor. Bu manzara, üretimde yaşanan gerilemeyi ve teşvik sistemindeki aksaklıkların halkın günlük yaşamına nasıl yansıdığını açıkça gösteriyor.”
“YENİ YATIRIMLAR UMUT VERİCİ AMA SİSTEM VERİMLİ İŞLEMİYOR”
Son dönemde kurulan yeni çiftlikler ve yapılan yatırımların önemine dikkat çeken Bozkurt, “Son dönemde yapılan yatırımlar elbette umut verici. Temennimiz bu yatırımların üretime tam anlamıyla yansıması ve bölgenin hayvancılık potansiyelinin güçlenmesi yönünde. Ancak mevcut sistemde sağlanan bazı desteklerin her zaman hedeflendiği gibi üretime dönüşmediği de bilinen bir gerçek. Bu nedenle teşviklerin daha verimli kullanılmasını sağlayacak mekanizmaların geliştirilmesi büyük önem taşıyor” dedi.
VAN TARIM VE HAYVANCILIKTA GERİLEMEYE DEVAM EDİYOR
Hayvancılıktaki düşüşün et ve süt ürünlerinde dışa bağımlılığı artırdığını belirten Bozkurt, “Van’ın yaklaşık 20 yıl önce 5 milyon civarında olan küçükbaş hayvan varlığı bugün 2,5 milyon seviyelerine gerilemiş durumda. Normal şartlarda bu potansiyelin artması beklenirdi. Hayvancılıkta yaşanan bu gerileme, ülke genelindeki et ve süt arzını da olumsuz etkiliyor. Üretimden uzaklaşan insanlar bugün Et ve Süt Kurumu önünde uzun kuyruklara mecbur kalıyor. Özellikle yaşlılar ve kadınların soğukta beklemek zorunda kalması hepimizi derinden etkiliyor” diye konuştu.
“VAN’DA TARIM VE HAYVANCILIK YENİDEN AYAĞA KALDIRILMALI”
Tarım ve hayvancılığın yeniden güçlenmesi için ortak bir çalışma yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Bozkurt, “Merkezi hükümetin, yerel yönetimlerin, bürokrasinin ve özel sektörün birlikte hareket etmesi gerekiyor. Van’ın geçmişte kundura fabrikası, Et ve Süt Kurumu tesisleri ve yün iplik fabrikası gibi ihracat yapabilen işletmelere sahip olduğu unutulmamalı. Tarımdan ve hayvancılıktan uzaklaşma, sanayinin de zayıflamasına yol açıyor. Ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi, soğuk zincir altyapısının kurulması, lojistik merkezlerinin geliştirilmesi ve demiryolu bağlantılarının güçlendirilmesi bölgenin geleceği açısından kritik öneme sahip” ifadelerini kullandı.
“VAN’IN POTANSİYELİ DOĞRU YÖNETİLİRSE HIZLI BİR DÖNÜŞÜM MÜMKÜN”
Genç nüfusun üretime katılımının desteklenmesi gerektiğini belirten Bozkurt, sözlerini şöyle tamamladı:
“Van’ın sahip olduğu doğal kaynaklar, geniş meralar ve güçlü üretim kültürü, kentin yeniden tarım ve hayvancılıkta öncü konuma gelmesi için büyük bir fırsat sunuyor. Doğru planlama, şeffaf ve sürdürülebilir teşvik modelleri, çiftçinin eğitim ve teknolojiyle buluşturulması ve güçlü bir koordinasyonla Van’ın üretim kapasitesi kısa sürede yeniden canlanabilir. Bölgenin genç nüfusu, üretime katılım için önemli bir potansiyel oluşturuyor ve bu potansiyelin doğru değerlendirilmesi hem kent ekonomisine hem de ülke tarımına ciddi katkılar sağlayacaktır.”