Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük ve en kalabalık kenti olan Van, son dönemde ne büyükşehir unvanına ne de tarihsel kimliğine yakışmayan bir görüntüyle karşı karşıya. Cadde ve sokaklardaki bakımsızlık, yıkık dökük kaldırımlar ve her köşe başında yükselen inşaat molozları, kenti adeta bir "metruk şehir" görüntüsüne büründürdü. Vatandaş tepkili, yetkililer ise sessiz.
KALDIRIMLARDA YÜRÜMEK "SURVIVOR" PARKURUNA DÖNDÜ!
Van’ın en işlek bölgelerinde bile yayaların güvenle yürüyebileceği bir kaldırım kalmamış durumda. Objektiflere yansıyan karelerde, yerinden sökülmüş parke taşları, derin çukurlar ve yayaların yolunu kesen devasa beton kütleleri dikkat çekiyor. Bebek arabasıyla sokağa çıkan anneler, engelli vatandaşlar ve yaşlılar için şehir içi ulaşım tam bir işkenceye dönüşmüş durumda.
İNŞAAT MOLOZLARI ŞEHRİ ESİR ALDI
Denetimsizliğin zirve yaptığı kentte, inşaat atıkları sadece şantiye alanlarında değil, caddelerin ortasında ve kaldırımların üzerinde boy gösteriyor. Şehrin estetiğini bozan bu görüntüler, aynı zamanda çevre kirliliğine ve sağlık risklerine de davetiye çıkarıyor. Kentin vizyonu olması gereken ana caddeler, bakımsızlık nedeniyle adeta köstebek yuvasını andırıyor.
VAN BUNU HAK ETMİYOR!
Turizm potansiyeli, ticari hacmi ve genç nüfusuyla bölgenin parlayan yıldızı olması gereken Van’ın, temel belediyecilik hizmetlerinden mahrum bırakılması halkın sabrını taşırdı. Sosyal medyada ve sokakta sesini duyurmaya çalışan Vanlılar şu soruyu soruyor:
"Hizmet için daha ne kadar bekleyeceğiz? Diğer büyükşehirler modernleşirken, Van neden her geçen gün daha da geriye gidiyor?"
YETKİLİLERE ÇAĞRI: BU ŞEHİR SAHİPSİZ Mİ?
Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin bu "vurdumduymaz" tavrı, kentin imajına her geçen gün daha büyük darbe vuruyor. Esnaf iş yapamaz hale gelirken, turistler ise gördükleri manzara karşısında hayal kırıklığı yaşıyor.
Buradan yetkililere sesleniyoruz: Van, bir "harabe" görüntüsünü değil, modern, temiz ve yaşanabilir bir kent kimliğini hak ediyor. Moloz yığınlarının kaldırılması, yolların onarılması ve kaldırımların yeniden güvenli hale getirilmesi bir lütuf değil, asli bir görevdir!