Sezonun ilk maçıyla birlikte ilk 9 haftalık fikstüre bakıldığında, rakiplerin kadro ve bütçeleri değerlendirildiğinde “korkmadık” desek de aslında biraz tedirgindik. Oyun mu, skor mu diye sorulduğunda, üç puanlı sistemde herkesin önceliği elbette puandır. Ancak taktiksel açıdan bakıldığında, oyunun ve sistemin önemi de en az üç puan kadar belirleyici bir unsurdur.

Erzurum maçı, oyun anlamında Bandırma maçıyla birlikte en güçlü performansın sergilendiği müsabakaydı. Taktiksel disiplinin üst düzeyde olduğu bir karşılaşmaydı. Orta sahada, ikinci ve üçüncü bölgede Bekircan ve Jaferson’un aynı anda oynaması, ofansif anlamda takıma önemli bir güç katıyordu. Bunu Amed maçı’nın ikinci yarısında da görmüştük. Teknik direktör Hakan Kutlu da bunu fark etmiş olmalı ki, Erzurum maçında bu ikiliyi yeniden tercih etti.

Oyunun ilk 10 dakikası dışında Erzurumspor sahada yok gibiydi. Diğer maçlarında izlediğimiz o güçlü, rakibi boğan oyunlarını sergileyemediler. Ancak bunu “Erzurum oynayamadı” diye değil, “Vanspor oynatmadı” diye yorumlamak gerekir. Üçlü savunmada Nabi’nin takıma alışmasıyla defans hattı adeta geçilmez hale geldi. Duran toptan buldukları gol dışında oyunda varlık gösteremediler. Vanspor ise hem defansta hem hücumda rakibinden çok daha etkiliydi.

Sabahattin’in sol kanatta başlaması orta sahada hem kendi oyununu hem de takımın üretkenliğini olumsuz etkiledi. Sağ kanatta ise Regis’in etkili oyununu göremedik. Oysa Sabahattin’in sağ kanatta daha verimli olduğu maçlar hafızalarda. Sol kanatta Faruk Can, sağda Sabahattin olduğunda takımın çok daha koordineli ve etkili oynadığını geçmişte de görmüştük.

Erzurum maçına döndüğümüzde, akıllarda kalan en güzel anlardan biri Erdem’in mükemmel trivela golüydü. Sağ ayağının dışıyla yaptığı vuruş, adeta bir bilardo topu gibi direklerden ve kalecinin sırtına çarparak ağlarla buluştu. Gole estetik bir güzellik kattı. Mehmet Özcan ise önceki maçlara kıyasla daha etkisiz bir oyun sergiledi. Mental ve fiziksel yorgunluk net biçimde hissediliyordu. Futbolda her maç aynı yüksek performans sergilenemeyebilir; bunu anlayışla karşılamak gerekir.

Vanspor, savunmadan hücuma geçişlerde oldukça etkiliydi. Orta saha ve hücumda uzun toplar sonrası ikinci topları toplamakta başarılıydı. Pasla çıkışlar da fena değildi. Ancak maçın belirleyici unsuru, ikinci ve üçüncü bölgede yapılan pres ve bu pres sonucunda kazanılan toplardı. Final paslarında ve son vuruşlarda biraz daha dikkatli olunsaydı, üç puan alınması işten bile değildi.

Maçı izleyenlerin aklında kalan iki pozisyon var: Bekircan ve Regis’in kaçırdığı, birbirlerine atmadıkları son paslar… Bu pozisyonlar tüm takımın emeğini boşa çıkaran anlardı. Yine de sağlık olsun. Futbol bir takım oyunudur; bireysel başarılar kadar kolektif oyun da önemlidir.

Milli araya moralli giriyoruz. Geç yapılan transferler takıma uyum sağlamaya başladı. Ligdeki takımları da yavaş yavaş tanıyoruz. İlk 9 hafta, sezon başında belirlenen hedeflere göre fena geçmedi. Ancak Vanspor hiçbir zaman düşük hedeflerle yola çıkmamalı. “Ah” dediğimiz maç büyük ihtimalle Bandırma maçı olacak gibi duruyor; o maçta alınacak üç puan hedefleri bambaşka bir noktaya taşıyabilirdi.

Artık ileriye bakmalıyız, ancak o maç akıllardan çıkmıyor. Sezonun nerede biteceğini bilemiyorum ama bu Vanspor, bu ligde adından çok söz ettirecek. Hep beraber göreceğiz.