VEDAŞ’ın tellerine kuşlar mı konar?
İnsan abonesine böyle mi yapar?
Faturama bak faturama, ne oldu faturama?
Bu gençlikte neler geldi cüzdanımın başına.
VEDAŞ’ın tellerini arşınlamalı!
Direk üstüne sayaç koyana karşı durmalı!
Ahhh… Ahhh... Bu güne kadar rahmetli Ahmet Kaya’dan dinlemeye alıştığımız “Telgrafın Telleri” türküsünü ben de VEDAŞ’a yormak zorunda kaldım. Son zamanlarda “artık yeter” dediğimiz elektrik faturaları ve “yok daha neler” dediğimiz direk üstündeki sayaçlar bana bu türküyü yazdırdı.
“Allah var” diyerek bu konu hakkında 3-5 cümle yazmak isterim. Umarım sevgili VEDAŞ yetkilileri de bu yazımı okuyup ilk cümlelerde tebessüm edip sonraki cümlelerde “yaptığımız yanlış” deyip düzeltme yoluna giderler. Hadi inşallah!
VAY BENİM MEMLEKETİM
”Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Van...” diyerek çok klişe bir şekilde Van’ı tanıtma zahmeti içine hiç giremeyeceğim. Zira “medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” diye de üstüne eklerim. Üstelik bu yazıyı okuyan insanların yüzde sekseni Van’ı benden daha iyi tarif edebilir. Ancak şunu söyleyebilirim: Bu memleket çok güzel bir memlekettir. Yazık etmeyin. Caddelerimizi, sokaklarımızı, balkon manzaralarımızı batırmayın. Bu memleket, bu insanlar bunu hak edecek ne yaptılar?
Sevgili VEDAŞ yetkilileri… Bu sokaklarımızdaki elektrik direklerini görüyor musunuz? İşte o direkler var ya bizim sokaklarımızı berbat hale getirdi. Tepesine diktiğiniz sayaçlar ve o sayaçlardan evlere uzanan iğrenç renkli iğrenç kablolar akıl almaz bir görüntü kirliğine sebep oldu. Birçok evin kapısından, bacasından, penceresinden, balkonundan, çatısından içeri soktuğunuz kablolar hayatımızı tehlikeye atıyor. “Allah’tan korkun” dersem çözüm olur mu bilmem ama siz yine de Allah’tan korkun!
Yasal olarak görme hakkına sahip olduğumuz sayaçları direklerin tepesine koyarken abonenizin rızasını aldınız mı? Elbette hayır! Parasını verdiğimiz şeyi nasıl kullanacağımıza bizim karar vermemiz gerekirken, siz hangi gerekçeye dayanarak bunu yaptınız? Modern şehirlerde yer altından geçen kabloların bizim şehrimizde de yer altına inmesini beklerken ne hakla direkleri ve sayaçları gök kubbenin tepesine kadar çıkardınız? Uzaya çıkacağımız söylentilerinin aslı bu muydu?
KAÇAK MI, KAÇMAYAK MI?
Kaçak kullanımın önüne geçmek için bunu yaptığınızı savunuyorsanız, gökdelenlerin boyunu geçecek direkler de inşa etmeniz gerekir. Zira sizin çalışma bölgenizde gökdelen olmasa da İstanbul’da, Kocaeli’nde, Bursa’da, Konya’da ve daha onlarca şehirde kaçak kullanım yapan gökdelenlerin ve koca koca fabrikaların olduğunu biliyoruz ve bir fabrikanın tükettiği kaçak enerji miktarının bu memlekettekinden daha fazla olduğunun farkındayız. Şimdi siz söyleyin kaçak mı, kaçmayak mı? Elinizi vicdanınıza koyun! Siz servetinizin içinde keyif sürerken, aldığınız ihalelerle paranıza para katarken garibana hırsız muamelesi yapmayı kesin! Yaptığınız yanlışlardan bir an evvel dönün! O direklerinizi, sayaçlarınızı ve kablolarınızı da alın münasip bir deponuza bırakın. Sonra geri dönüşüme verirsiniz ve yararlı bir şey yapmış olursunuz.
VEDAŞ yetkililerinin bu yazımı açık mektup olarak değerlendirmelerini ve bir an evvel yapmış oldukları hatadan dönmelerini dilerim. Ayrıca yapmış olduğum ufak nükteler kırıcı olmuşsa da özür dilerim.
Hadi eyvallah!