Önceki yıllarda azalan yağışlar ve artan buharlaşma nedeniyle gölde ciddi su kaybı yaşanmış, kıyı şeridinde metrelerce çekilme görülmüştü. Bu süreçte su altında kalan birçok alan gün yüzüne çıkarak kara parçasına dönüşmüştü. Ancak bu yıl kar ve yağmur yağışlarının beklenenin üzerinde olmasına rağmen su seviyesinin istenilen düzeye ulaşmaması, kuraklığın etkisinin hâlâ sürdüğünü gösteriyor.
Bölge sakinlerinden Vahit Alkan da bu duruma dikkat çekerek, yoğun yağışlara rağmen gölün doluluk oranında artış beklediklerini ancak bunun gerçekleşmediğini ifade etti. Alkan, suyun geri çekilmeye devam ettiğini belirterek kuraklığın günlük yaşam üzerindeki etkilerinin hissedildiğini vurguladı. Ortaya çıkan mikrobiyalitler ise bilimsel açıdan büyük önem taşıyor. Binlerce yıl içinde oluşan ve yalnızca özel çevresel koşullarda gelişebilen bu yapılar, Van Gölü’nü dünyada benzersiz kılan doğal oluşumlar arasında yer alıyor. Göl, mikrobiyalitlerin en büyük ve en iyi korunmuş örneklerine ev sahipliği yapmasıyla öne çıkarken, su seviyesindeki düşüş bu doğal zenginlikleri daha görünür hale getiriyor.
Uzmanlara göre bu durum, bir yandan doğa turizmi ve bilimsel araştırmalar açısından fırsat sunarken, diğer yandan iklim değişikliği ve kuraklık riskine dair önemli bir uyarı niteliği taşıyor.




