Seher Beyoğlu yazdı: 

Mağduriyet Büyüyor, Sözler Yerine Getirilmiyor

Yerel seçimlerin ardından Van’da değişen sadece yöneticiler olmadı; birçok emekçinin hayatı da kökten değişti. Yeni gelen parti, ilk icraat olarak yıllardır belediyeye hizmet etmiş işçileri görevden aldı. Sebep? Çok açık değildi. Sadece şu cümle yeterli görüldü: “Onlar bizden değil.” Oysa bu insanlar bir ideolojinin, bir partinin değil; bu şehrin, bu halkın çalışanıydı. Her sabah işine giden, şehrin yükünü sırtlanan, çöpü toplayan, yollara parke döşeyen, parkları temizleyen insanlar bir gecede dışarıda kaldı.


Seçimle gelen yönetim, kendi kadrosunu yerleştirmek için daha önceki dönemde alınmış ne kadar çalışan varsa çoğunu kapı önüne koydu. Yerlerine çoğu zaman hiçbir mesleki deneyimi olmayan, tek niteliği “bizim adamımız” olmak olan kişiler alındı. Siyaset, liyakatin önüne geçti. Alın teri, sadakat ve emek yok sayıldı.


Sonra kayyum atandı. Bu bir dönüm noktasıydı. Çünkü halk şunu bekliyordu: Haksız yere işten çıkarılanlar geri alınacaktı. Bu yönde açıklamalar da yapıldı.
“Kimse mağdur edilmeyecek.”
“İşe geri dönüşler sağlanacak.”
“Emekçilerin hakkı korunacak.”

Ama aradan geçen onca zamana rağmen bu sözlerin hiçbiri tutulmadı. Belediye çalışanları, taşeron işçiler, VASKİ emekçileri… Hâlâ evlerinde oturuyor, hâlâ bir telefon, bir çağrı, bir dönüş umuduyla yaşıyorlar. Her sabah belediyenin önünden geçerken içleri yanıyor. Kimileri yıllarını vermişti bu kuruma, şimdi ise kapısından bile içeri giremiyor.


Bazı işçiler çocuğuna harçlık veremiyor, bazıları market borcunu ödeyemiyor, bazıları ise evinden çıkmaya bile utanır hâle geldi. Çünkü toplumun suskunluğu da bu mağduriyeti daha da derinleştiriyor. Bu insanlar işsiz kaldı ama asıl yalnız bırakıldılar.

Bu sadece bir ekonomik kriz değil, aynı zamanda bir sosyal çöküş.
İşçilerin psikolojisi bozulmuş, aileler dağılma noktasına gelmiş. Bir baba çocuğuna ekmek götüremediğinde sadece aç kalmaz; onuru da kırılır, güveni de sarsılır.


Peki soruyorum:
Bu kadar mağduriyet karşısında neden sessizlik hâkim?
İlk günlerde yapılan açıklamalar, verilen sözler neden rafa kaldırıldı?
Birileri unuttuysa, biz hatırlatmak zorundayız.
Çünkü bu mesele sadece iş meselesi değil, bu mesele adaletin, vicdanın ve sözün meselesidir.

Unutulmamalı ki, sustuğumuz her haksızlık, yarın bize de dönebilir.
Bugün sessiz kalırsak, yarın bir başkasının değil, belki de kendi çocuğumuzun emeği yok sayılacak.
Bu yüzden artık sessiz kalmayın. Bu yüzden artık “ama” demeyin.
Verilen sözler tutulsun, emekçilerin onuru iade edilsin.

Unutmayın; bir şehir yollarla değil, adaletle ayağa kalkar.
Ve Van artık adalet bekliyor.

Seher Beyoğlu