Trendyol 1. Lig’in 14. haftasında Vanspor’un Keçiörengücü ile evinde 1-1 berabere kaldığı maç, aslında bir puanın ne kadar değerli olabileceğini ve futbolda son düdüğe kadar umudu kesmemenin önemini gösteren destansı bir hikayeydi. Saha içindeki bu dramatik mücadele, Vanspor camiasının yüreğini ağzına getirse de, sonuçta kırmızı-siyahlılar inançlarıyla bir puanı söke söke aldı.

Maça hızlı başlayan ve üstünlüğü ele alan taraf Vanspor olmasına rağmen, futbolun o acımasız kuralı yine işledi: Atamayana atarlar. Erdem Seçkin’in ortasında Jevsenak’ın net kafa vuruşunun kalecide kalması, adeta ileride yaşanacak gol kısırlığının habercisiydi.

Ardından gelen 28. dakika ise tam bir talihsizlik anıydı. Olera’nın kaptırdığı topta Keçiörengücü’nün Fernandes ile golü bulması, Vanspor’un sahaya yansıttığı emeğin karşılığını alamamasının can yakıcı bir örneğiydi. Devre arasına 1-0 geride girmek, özellikle oyun üstünlüğü elinizdeyken, psikolojik olarak en zorudur. Ancak Vanspor, ikinci yarıda gösterdiği karakterle bu durumu tersine çevirebileceğini kanıtladı. Mehmet Özcan, Traore, Oulare ve Regis ile yakalanan pozisyonlar, adeta Keçiörengücü kalesini ablukaya aldı.

Bununla birlikte Keçiörengücü’nün son 10-15 dakikada yakaladığı, maçı 2-0 belki de 3-0’a götürebilecek pozisyonlarda Çağlar Şahin Akbaba’nın kaleci performansı Vanspor’u biraz ipten almış olabilir. Vanspor’da ise direkler, çizgiden çıkan toplar kaleci kurtarışları ve belki de biraz şanssızlık, o çok beklenen beraberlik golünün gelmesini sürekli erteledi.

Futbolda bu anlar, taraftarı en çok çileden çıkaran anlardır. Takım bastırır, pozisyon bulur ama top bir türlü çizgiyi geçmez. Sanki kaleye görünmez bir duvar örülmüştür. Vanspor taraftarlarının bu dakikalarda Hakan Kutlu’yu sürekli istifaya çağırması, Kutlu’yu da çileden çıkarmış olsa gerek ki Hakan Kutlu maç sonrasında ‘’Yönetim bana git derse bir şey almadan giderim’’ dedi.

Vanspor, o meşhur futbol deyişindeki gibi, "oyunu bırakmayarak" ne kadar büyük bir takım ruhuna sahip olduğunu gösterdi. Uzatma dakikalarına girildiğinde, umutlar azalmışken, baskının ve inancın ödülü geldi: 90+2. dakika!

Ceza sahasında oluşan o klasikleşmiş karambol anı... Top, o anın kahramanı Ivan Cedric’in önünde kaldı ve düzgün bir vuruşla topu ağlara göndererek skoru 1-1’e getirdi. Bu gol, sadece bir beraberlik puanı değil, aynı zamanda Vanspor’un asla pes etmeyen, son ana kadar mücadele eden ruhunun bir tesciliydi.

Maçın son anında Vlahomitros’un direkten dönen kafa vuruşu ise galibiyetin ne kadar yakın olduğunu gösteren, "Ah be!" dedirten bir detaydı.

Bu mücadeleden çıkarılacak en önemli ders: Vanspor, gol vuruşlarındaki bitiricilik sorununu çözmeli. Üstün oynanan bir maçta 1-0 geriye düşmek ve puanı son saniyede almak, büyük bir başarı olsa da, ligin ilerleyen haftalarında bu tür fırsat cömertlikleri pahalıya mal olabilir.

Ancak, takımın son düdüğe kadar mücadele etme ve pes etmeme azmi takdire şayandır. Bu ruh, Vanspor taraftarının en büyük güvencesi olmalıdır. Kazanılan bu bir puan, sadece skorborddaki haneye yazılmadı; aynı zamanda takımın karakter hanesine de büyük bir "artı" olarak yazıldı.

Vanspor, yoluna bu inançla devam ettiği sürece, hedeflerine ulaşmaması için hiçbir sebep yok.