MUHAMMET EMRE TEKİN YAZDI
Bandırma’da oynanan bu maç, Vanspor adına sadece bir yenilgi değil; futbolun ne kadar acımasız olabildiğinin de özeti oldu. İlk düdükten son ana kadar sahada mücadele vardı ama skoru belirleyen şey oyun değil, anlar oldu… kritik anlar.
Maça daha istekli başlayan taraf Bandırmaspor’du. Özellikle sol kanattan Kehinde ve N’Dongala ile Vanspor savunmasını zorladılar. Aranan gol de 14. dakikada geldi. Kehinde’nin iki vuruşta ağları bulmasıyla ev sahibi ekip öne geçti. Vanspor bu gole rağmen oyundan kopmadı; Jefferson, Oğulcan ve Hostikka ile hücumda cevap vermeye çalıştı.
Maçın kırılma anı ise 33. dakikada yaşandı. VAR incelemesi sonrası kazanılan penaltı Vanspor için beraberlik fırsatıydı. Jefferson’un ilk penaltısı ağlara gitti ama hakem topun penaltı noktası dışına taşındığı gerekçesiyle golü iptal etti. Tekrar edilen penaltıda ise Bandırmaspor kalecisi Arda sahneye çıktı ve Vanspor’un umutlarını elleriyle geri çevirdi.
O andan sonra Vanspor kulübesinde de, sahadaki oyuncularda da psikolojik kırılma hissedildi.
İkinci yarıya Vanspor daha istekli başladı ancak 49. dakikada Ivan Cedric’in gördüğü kırmızı kart her şeyi değiştirdi. 10 kişi kalan Vanspor, oyunu tutmak yerine mecburen geriye yaslandı. Bandırmaspor ise sabırlı oynadı, risk almadı ve Vanspor’un boşluk bırakmasını bekledi.
Beklenen gol 90+4’te geldi. Emirhan’ın kaleci üzerinden yaptığı aşırtma vuruş, maçın fişini çekti. Skor tabelası 2-0’ı gösterdi ama bu maç sadece iki golle anlatılacak bir maç değildi.
Vanspor bu maçta kaybetti ama teslim olmadı. 10 kişiyle bile pozisyon aradı, Mamah ile, Oğulcan ile beraberliği zorladı. Ancak kaçan penaltı, çıkan kırmızı kart ve son dakika golü… futbol bazen adil değildir.
Bandırmaspor kazandı, Vanspor kaybetti. Ama bu maçın hikâyesi “2-0”dan çok daha fazlasıydı:
Kaçan bir penaltı, çıkan bir kırmızı kart ve yitirilen bir fırsat…
Futbolun özeti belki de tam burada gizli:
Bir an, bir maçın kaderini değiştirir.
Ama Bandırma’da kaybedilen bu maç sadece skorla açıklanamaz.
Bu yenilginin tabelası 2-0 olabilir ama asıl fatura kulübede yazıldı.
Vanspor Teknik Direktörü Osman Zeki Korkmaz’ın son haftalardaki oyuncu tercihleri artık “taktik” değil, soru işareti üretiyor.
Sahaya çıkan 11’e bakıyorsunuz,
kulübeye bakıyorsunuz,
oyuna girenlere bakıyorsunuz…
Ve tek bir cümle kuruluyor:
Bu takımda forma, performansla mı veriliyor, alışkanlıkla mı?
Dakikalar ilerlerken orta sahada direnç yok,
kanatlar işlemiyor,
hücumda kopukluk var…
Ama değişiklikler gecikiyor.
Hamleler oyuna değil, saate bakıyor.
Ivan Cedric kırmızı kart görene kadar oyunun içinde kaybolmuştu.
Hostikka etkisizdi.
Oğulcan yalnız bırakıldı.
Jefferson yine sahadaydı ama yine yoktu.
Buna rağmen kulübede bekleyen isimler var.
Form tutmuş oyuncular var.
Ama forma bulanlar hep aynı yüzler.
İşte sorun tam burada başlıyor:
Vanspor’da forma rekabeti yok.
Ezber var.
Bu lig ezberle kazanılmaz.
Bu ligde isimle değil, oyunla kalırsın.
Ama Vanspor’da bazı oyuncular ne yaparsa yapsın kesilmiyor,
bazıları ne yaparsa yapsın oynayamıyor.
Bu durum sadece takımı değil,
soyuna odasını da çürütür.
Çünkü futbolcu şunu hisseder:
“Koşsam da kesilirim, yürüsem de oynarım.”
Teknik direktörlük sadece diziliş çizmek değildir.
Adalet dağıtmaktır.
Formayı hak edene vermektir.
Kötü oynayanı kenara almaktır.
Bandırmaspor maçında kaybedilen sadece 3 puan değil:
Sahadaki dengeydi.
Oyundaki mantıktı.
Kadrodaki inançtı.
Osman Zeki Korkmaz’ın artık şu sorulara cevap vermesi gerekiyor:
– Bu kadro neye göre kuruluyor?
– Performans mı, isim mi?
– Rakibe göre mi, alışkanlığa göre mi?
– Neden aynı oyuncular ısrarla oynuyor?
– Neden bazı isimler yok sayılıyor?
Vanspor bu ligde kalıcı olmak istiyorsa,
önce kendi içinde adaleti kurmalı.
Hakem konuşarak sezon geçmez.
Rakip konuşarak puan gelmez.
Ama yanlış tercihler konuşularak düzelir.
Bugün Bandırma’da kaybedilen maç,
yarın play-off hattına mal olabilir.
Ve unutulmamalı:
Takım sahada oynar,
ama sonucu kulübe belirler.
Bu yüzden bu maçın adı:
Hakem hatası değil,
şanssızlık değil,
talihsizlik hiç değil…
Bu maçın adı:
FORMA ADALETSİZLİĞİDİR.