MUHAMMET EMRE TEKİN YAZDI...

Van’da sadece bir ayda 228 kiloyu aşan uyuşturucu maddenin ele geçirilmiş olması bir başarı mı, yoksa bir alarm mı? Rakam büyük, operasyon önemli, emek inkâr edilemez. Ancak asıl sorulması gereken soru şu: Bu kadar uyuşturucu Van’a nasıl girdi, kimlerin gözü önünden geçti, hangi boşluklardan sızdı?

Ortada iki ihtimal var.
Ya güvenlik güçleri olağanüstü bir başarıya imza attı…
Ya da Van, uyuşturucu trafiğinde çok daha büyük bir tablonun sadece görünen kısmını yaşıyor.

Bir ayda 172 kilo skunk, 25 kilo metamfetamin, 24 kilo eroin yakalanıyorsa, bu şehirde artık uyuşturucu “istisna” değil, tehlikeli bir rutin haline gelmiş demektir. Bu rakamlar bir istatistik değil, potansiyel olarak binlerce gencin hayatı demektir. Bu maddeler ele geçirilmemiş olsaydı, kimlerin cebine girecek, kimlerin bedeninde yok olacaktı?

Her operasyon sonrası “kararlılıkla mücadele sürüyor” deniliyor. Güzel… Ama aynı cümle yıllardır kuruluyor. O halde şu soruların cevabı da artık verilmeli:
Bu kadar uyuşturucu kimlerin koridorundan geçiyor?
Bu kadar ticaret hangi ekonomik çaresizlikten besleniyor?
Bu kadar genç neden bu bataklığa düşüyor?

Uyuşturucuyla mücadele sadece yakalamakla olmaz. Yakalamak sonuçtur. Asıl mesele nedenleri kurutmaktır. İşsizlik, umutsuzluk, eğitimden kopuş, kontrolsüz göç, sınır ticareti boşlukları… Bunlar konuşulmadan sadece operasyon haberi yapmak, yangını söndürmek değil, dumanı dağıtmaktır.

138 şüpheliye işlem yapılmış. Peki kaç tanesi gerçekten hüküm giyecek? Kaçı birkaç ay sonra tekrar sokakta olacak? Kaçı yine aynı ağın içinde başka bir rolde karşımıza çıkacak?

Bu şehirde artık uyuşturucu haberleri “olağan” hale gelmeye başladıysa, bu normalleşme en büyük tehlikedir. Çünkü alışmak, kabullenmektir. Kabullenmek ise teslim olmaktır.

Van’ın gençliği rakam değildir.
Skunk gramla, eroin kiloyla ölçülmez.
Bunun ölçüsü kaybolan hayatlardır.

Bugün 228 kilo yakalandı diye rahatlayacak mıyız?
Yoksa “demek ki daha fazlası da vardı” diye mi düşüneceğiz?

Asıl başarı, bu haberlerin artık yazılmadığı bir Van’ı kurabilmektir.
Çünkü gerçek zafer, ele geçirilen madde değil; kurtarılan hayattır.