Her kahkahasında Ihlamurların çiçeklenmesindeki vahameti özlüyorum.
Bakışmalarımızın suskunluğundaki gizli öznenin, 500 promil dışa vurumunu.
Yanındayken tüm renklerin aynı tona bürünmesini özlüyorum.
Asla gerçekleştiremeyeceğimiz eylemlerin üzerine imzaladığımız yeminleri,
Ben daha iyisini yaparım iddialarımızı.
Onun esprilerinin üzerine yazdığımız satırlar dolusu hikâyeleri.
Tarçınlı Kokusunun üzerime nakşettiği gamsız cesareti özlüyorum
Yazın bir balkonda hiç tadamayacağımız gün batımı tarhanasını
Ona gizli saklı koşarken ayak seslerimin ritim tutmasını özlüyorum.
Aslında garantisini verdiğimiz tesadüfi karşılaşmalarımızı
Ve Bir Hazan sabahında yağmurdan kaçan kahve acısı inatlaşmalarımızı..
Mavinin kudretine aldanan denizin, sevdamıza manzara oluşunu özlüyorum .
Kıskanırken gözlerime dalıp, başparmağını avuç içine saklamasını,
Seslerden bağımsız kendi sözlerimizin raksına dalıp,
Özgün danslarda birbirimizi bulmayı özlüyorum.
İmkânsızlığımızı anlatmak için oturduğumuz masada,
Tüm yenilgimi kollarına teslim etmeyi,
Aynı sevinçleri bindirdiğimiz üzeri silik boyalı bir otobüsün,
Son durağına taht kuruşumuzu özlüyorum.
Ben onu sararmış takvim yokuşlarında,
Bir kuşun ekmek arayışında,
Dolunayın pencereme yansıyan şavkında,
Ve Bir sezen aksu şarkısında özlüyorum…