Şafağa fısıldayan güneş öylece hayallerime batıyordu.
Kızıla çalan imtiyazlı bir gölgenin kursağındaydım.
Işığın asırlardır büründüğü yalnızlık ormanı da,
Kendimi arıyordum.
Ansızın, bir serçe yaklaştı umutlarıma.
Gözleriyle acıyı tasvir ediyordu.
Boğazına düğümlemiş onlarca olmayış,
Onu kanatlarından vurmuştu.
Tüylerinden dökülüyordu tüm hayal kırıklıkları.
Yaş almıştı, yaşamıştı…
Uçmayı özgürlük sanmıştık her birimiz .
Oysa gökyüzüyle cezalandırdıkları aklımıza gelmemişti.
Bin bir çeşit düşünceyle güzellikleri sapladığımız o yerde,
Onlar varlığı, varoluşu sorguluyorlardı.
Bir serçe ediyorum.!
Ne kadar yorgun olabilirdi?
Yaşamak için uçması gerektiğini bildiği halde, yanında duruyordu.
İnsanlığın anlayamadığını,
Bir serçe anlamıştı…